Bir şiir kitabını gerçekten sevmek bence çok nadir gerçekleşen bir şeydir. Çünkü şiir yalnızca dikkat istemez okurundan, ruh hali, hafıza ve kırılganlık da ister. Bazen hepsini bir arada ister. Can Bonomo’nun Mümkansız Şeyler’i tam da böyle bir kitap, insanı hem gündelik hayatın içine hem de o hayatın içinde saklı duran görünmez çatlaklara bakmaya zorluyor.
Bonomo’nun şiirlerinde ilk hissedilen şey, gündelik hayatın içindeki tuhaf büyü hissi. Sıradan bir cümle, birdenbire duygusal bir yarığa dönüşebiliyor. Bir anne, bir çocukluk anısı, bir yalnızlık kırıntısı… Hepsi bir anda metafizik bir ağırlık kazanıyor. Şiirler bağırmıyor daha çok, insanın zihninde yavaşça yankılanıyor.
Bu açıdan bakınca kitapta, Türk şiirinin asi ve sarsıcı damarını temsil eden Küçük İskender’in etkisini de sezmek mümkün. Ama Bonomo’nun sesi daha kırılgan, daha içe dönük. İskender’de gördüğümüz o sert ve isyankar enerji burada yerini hüzünlü bir ironiye bırakıyor. Sanki hayatın absürtlüğüyle kavga etmek yerine onunla alay ederek hayatta kalmaya çalışan güçlü bir ses var.
Mümkansız Şeyler, modern hayatın küçük anlarını büyütüyor, bir hatıra, bir cümle, bir hayalet gibi geri dönen bir duygu.. Kitabı bitirdiğimde fark ettim ki şiirler aslında bana çok uzak yerlerden değil tam da kendi hayatımın içinden ve hatta merkezinden.
Belki de Bonomo’nun en güçlü yanı bu. İnsana, sıradan görünen hayatın içinde bile açıklanamayan bir büyü ve kırılganlık olduğunu hatırlatması.
Ustası İskender’in okuyamadığı ilk kitabıymış bu, bence içi rahat olsun çünkü Bonomo harika işler çıkarıyor.
Bazı şiirler okunur, bazıları ise insanın içinde uzun süre yaşamaya devam eder. Ve bu benim için öyleydi. Mümkansız Şeyler’e puanım 10/10.
Not: Bu romanına da bir şans veriniz. Çok kuvvetli. Ateşli Silahlar ve Bilardo