·264 syf.····Okunma: 15 Mart 2026 18:26 Uzun zamandır sosyal medyada takip ettiğim Serkan Karaismailoğlu’nun eserleriyle ilk kez Biomortem kitabı sayesinde tanıştım. Bilim kurgu çerçevesinde kurgulanmış olsa da eser, yalnızca bir hikâye anlatmakla kalmıyor; insanın en temel ve kaçınılmaz gerçeği olan ölümü biyolojik bir perspektiften ele alarak okuru derin bir düşünce yolculuğuna davet ediyor.
Kitabın en etkileyici yönlerinden biri, yaşamın hücresel düzeydeki işleyişini anlatırken bilimsel kavramları edebi bir anlatımla bütünleştirebilmesi. Özellikle mitokondrinin “fedakârlığı” üzerinden yapılan sembolik anlatım, yaşamın sürdürülebilirliğinde görünmeyen kahramanların rolünü hatırlatırken, biyolojiyi yalnızca mekanik bir süreç olmaktan çıkarıp anlamlı bir hikâyeye dönüştürüyor.
Eser, insan bedeninin doğayla ve özellikle toprakla olan kaçınılmaz döngüsünü çarpıcı bir biçimde vurguluyor. Yaşamın sonunda bedenin yeniden doğanın parçası hâline gelmesi fikri, hem bilimsel gerçeklikle hem de güçlü bir anlatı diliyle aktarılmış. Bu yönüyle kitap, yalnızca sürükleyici bir kurgu değil; aynı zamanda insanın varoluşuna, doğayla ilişkisine ve ölümün biyolojik hakikatine dair düşündüren bir metin niteliği taşıyor.
Bilim ile edebiyatın iç içe geçtiği, yer yer duygusal derinliğiyle kalbe dokunan ve okuru sayfalar arasında hızla sürükleyen etkileyici bir okuma deneyimi oldu.