Bu kitap bir hikaye gibi başlamıyor aslında; daha çok bir itiraf, bir iç döküş gibi. Firdevs’in hayatını okurken bazen öfkelendim, bazen içim sıkıştı, bazen de onun cesaretine hayran kaldım. Bir kadının hayatı boyunca maruz kaldığı haksızlıklar, şiddet ve değersizlik hissi insanı gerçekten sarsıyor. Ama en çok etkileyen şey, Firdevs’in sonunda korkusuzca gerçeği söylemesi oldu. Bu kitap bittiğinde insan sadece bir karakteri değil, bir gerçeği de düşünmeye başlıyor.