Puan vermedi·400 syf.····Okunma: 15 Mart 2026 22:52 Nazan… Ona bazen saflığı ve kararsızlığı yüzünden çok kızdım, bazen de içine düştüğü o çaresizlikte ona sadece acıdım. Toplumun ve ailenin baskısı altında bir kadının nasıl yavaş yavaş solduğunu görmek gerçekten içimi sızlattı. Nazan’a ne kadar acıdıysam bir o kadar da Haldun’a acıdım. Bir yanda türlü oyunlarla kapı dışarı edilmiş bir kadın bir yanda da her şeyden habersiz küçük bir çocuk…
Nazan’ın kaynanası Hacer ise beni en çok öfkelendiren kişi oldu. Ona o kadar çok nefret duydum ki anlatamam. Ama asıl ürkütücü olan şey şu ne yazık ki bugün bile çevremizde Nazan’ların hayatını zorlaştıran, onları sürekli ezen pek çok “Hacer” tipi insan var. Mazhar’ın ise başlarda Nazan’a iyi davranırken zamanla annesinin etkisiyle değişmesi ve karısından giderek uzaklaşması da Nazan’a karşı içimdeki acıyı daha da büyüttü.
Neriman karakteri ise benim için kitabın en büyük sürpriziydi. Onu ilk başlarda kötü olacak gibi hissetmiştim ama hiç beklemediğim anlarda durumlar karşısında gösterdiği duruşlar beni şaşırttı ve zamanla ona alıştım.
Orhan Kemal ustalığını konuşturmuş. “El kızı” olmanın ağırlığını ve aile içindeki o sessiz ama derin savaşları çok çarpıcı bir şekilde anlatmış. Okurken hem düşündüm hem de yer yer gerçekten öfkelendim. Ve kitap kapağındaki yüzüğün hikayesi hafızama kazındı. Kapağı her gördüğümde bu hikaye kafamda canlanacak.