·512 syf.··Beğendi
···Okunma: 15 Mart 2026 18:32 Jack Reacher, hayatı boyunca ordunun bir parçası olmuş, 13 yıl kadar da yine ordu bünyesinde bulunmuştur. Fakat sonra işinden çıkarılır ve hayatı boyunca hiç sahip olmadığı bir özgürlüğe kavuşur. Ardından da yollara düşer. Günlerini oradan oraya seyahat ederek geçirirken aniden aldığı bir kararla durağı bile olmayan Margrave adındaki küçük bir kasabada iner. Ama daha ilk birkaç saat içerisinde bu kararından pişman olur çünkü kendisini bir anda hiç bulaşmak istemediği bir belanın tam ortasında bulmuştur. İşlemediği bir cinayetin baş şüphelisi olmuş, suç inatla üzerine atılmaya çalışılmış ve zaman geçtikçe de bu cinayet artık onun kendi meselesi haline gelmiştir.
Konumuz bu şekildeydi. Sadece bu kadarıyla sıradan bir polisiye-gerilim romanı gibi görünüyor değil mi? Öyle düşünmekte haklısınız tabii, ama birkaç farklılık da var elbette. Bu sefer her zamankinden başka bir yol izleyerek kitabı, iyi ve kötü bulduğum yönlerine göre yorumlayacağım; farklılıklara da bu kısımlarda değinirim.
* Öncelikle, Jack Reacher ne bir polis ne de bir dedektif. Keşke orduyla da alakası olmasaydı ama ne yazık ki yazar, kahramanın eğitimli ve deneyimli biri olması için ona böyle bir (eski) meslek tayin etme gerekliliği duymuş. Ama iyi tarafından bakarsak, suçlandığı cinayetle ilgilenmek veya onu çözmek için herhangi bir istek ya da zorunluluk duymuyor. O yüzden bunu iyi bir şey olarak kabul edebilirim.
* Jack daha önce insan öldürmüş birisi. Bu sebeple de yeniden elini kirletmekten çekinmiyor. Olayları çözmek ve karşısına çıkan engelleri atlatmak için de hiçbir çekincesi yok. Yani bu da bir artı.
* Kahramanımız gerçekten de karizmatik ve havalı bir kimse. Orasına okeyim de gücünün ve zekasının biraz fazla olduğunu düşünüyorum. Başına ne gelirse gelsin, hangi zorlukla karşılaşırsa karşılaşsın bundan en az zararla sıyrılmayı başarıyor. Yenilmez biri. Öyle olunca da heyecan haliyle azalıyor çünkü siz zaten onun kazanacağını biliyorsunuz. Keşke bazı zayıflıkları olsa ya da en azından birkaç hata yapsaydı. Bu yüzden ne yazık ki bunu kötü kategorisinde sayacağım.
* Reacher'ın suçlandığı cinayet detaylarındaki şans, kader ya da tesadüfi durum — artık siz içinde bulunduğu şartlara ne derseniz, işte ondan. Neyi mi kastediyorum? Düşünün, Allah'ın unuttuğu bir yere öylesine gitme kararı alıyorsunuz, tamamen sebepsiz yere; orada, tam da sizin geçtiğiniz güzergahta feci halde bir ceset bulunuyor ve yine büyük bir şans eseri o şahıs sizin yakından tanıdığınız biri çıkıyor. Yer misiniz, yemez misiniz bilemem ama olay tam olarak bu. Biraz inandırıcılığı zorlamışlar ama yapacak bir şey yok. Her şeye rağmen okunuyor; dediğim gibi, Jack'in karizması yeter. Ama yine de kötüye ucundan giriyor diyebiliriz.
* Kitapta dikkatimi çeken önemli bir şey vardı: o da anlatımın çok parçalı olmasıydı. Birçok sahnede eylemler her adımıyla birlikte teker teker anlatılıyor, pek çok kısa ve ardışık cümle birbiri ardına sıralanıyordu. Haliyle ilk başta bunu garipsedim ve bir polisiye kitabı için uygun olup olmadığını sorguladım. Yine de her ne kadar bu durum bana ilginç gelse de teknik olarak ana karakterin de düşünce şekline uyduğu için, yani analitik ve gözlemci bir yapıya sahip olduğu için, hikayeye uyduğunu düşünüyorum. Tempoyu ve aksiyonu düşürmüyor, en azından bu düzene alıştığınızda tabii ki. Elbette bu durum kişiye göre değişebilir; bu sebeple de ne iyi ne kötü, orta diyeceğim buna da.
* Son olarak üzerinde duracağım unsur teknik detaylar ve herhangi bir eylemin, kitapta geçen durumların ayrıntılı açıklanması olacak. Şimdi bir düşmana zarar vermek ya da öldürmek hakkında kahramanımızın bize verdiği dersler, hikayenin işleyişine tat katıyor; orasına diyeceğim yok. Ama mesela romanın ana olayı olan kalpazanlık meselesi, bunun tarihçesi ve tek tek formül ve malzemelerine kadar Amerikan dolarının üretimi hakkında yapılan açıklamalar aklıma birkaç soruyu düşürdü. Öncelikle tüm bunlara gerek var mıydı? Ve anlatılanlar gerçekten de gerçek mi? Eğer öyleyse şaşırırım. Yani ben her ne kadar ömrümde ne Amerika'ya gideceğimi ne de sahte para işine bulaşacağımı zannetmesem de, ilgililere güzel taktik vermiş kral. İnşallah hiçbir salak burada duyduklarını denemeye kalkmaz. Şimdi malum ülke hakediyor da kim öyle büyük çaplı bir suçla uğraşacak değil mi? Çok meşakkatli bir iş.
Ama genel olarak roman sadece bir polisiye hikâye anlatmakla kalmıyor, aynı zamanda para basımı ve kalpazanlık dünyasına dair şaşırtıcı ayrıntılar da sunuyor. Ve başka pek çok şey hakkında da tabii ki.
Kimilerine göre ayrıntılar olayın akışını bozabilir veya okumayı sıkıcı hale getirebilir; o sebeple de buna da orta karar diyeceğim. Ben çoğu kısmı sevdim; fakat benim bile fazla bulduğum yerler oldu elbette.
Tüm bunları toparlarsak ortaya şöyle bir sonuç çıkıyor: Kitap, polisiye ve gizem kategorisi için yeterli; fakat kendini benzerlerinden ayıracak kadar büyük bir farklılığa sahip değil. Yine de zevkle okunabilir.
Ana karakter olan Jack Reacher'ın yenilmezliği, zekası ve gücü ona hava katıyor. Bu da hikayeye heyecan sağlasa da, yine aynı sebepler bazı durumlarda kendi heyecanını kendisi baltalayabiliyor. Çünkü dediğim gibi biz ne olursa olsun onun kazanacağını hep biliyoruz.
Bazı tesadüfi olaylar akla hayale sığmayacak kadar düşük ihtimalli; yani “bu kadar mı denk gelir?” dedirtiyor. Ama kitabın, serinin ilk eseri olması yüzünden yazar büyük ihtimalle konuyu en kısa sürede toparlamak ve kahramanla bağ kurmamızı sağlamak istemiş. İzlediği yolu çok sevmesem de kurgu tesadüfü deyip geçmek durumundayım; elimden başka bir şey gelmiyor. Ama hikaye genel olarak aksiyonlu ve güzel; yani siz benim takıldığım yere takılmazsanız en iyisini yaparsınız.
Özetle romanı fena bulmadım; ne çok sevdim ne de nefret ettim. Sayfa sayısını bir tık fazla uzun buldum; fakat dediğim gibi en çok da o teknik ayrıntılar hikayeyi uzatan şeydi. Hikayenin anlatım şekli oldukça sıradışı. Birinci kişi ağzından yazılmış olmasına rağmen okurken gözlemci bakış açısı hissiyatı veriyor. Cümleler kısa ve net, kelimeler basit; gereksiz betimleme yok, olaylar aksiyon odaklı ve doğrudan; ayrıca ana karakterin mantığının ön planda olduğu bir akış söz konusu.
İncelemem bu kadardı. Romanı ise çok ısrarcı olmamakla birlikte türü ve konusuyla alakalı olan herkese öneririm. Polisiye kitaplarına başlamak için de yine güzel bir seçenek. Okuması oldukça kolay ve basit çünkü. O zaman şimdilik görüşürüz, hoşça kalın.