Gönderi

Ozark
Ahlak, cüzdanınız doluyken anlattığınız bir masaldır. Ozark izlerken çoğumuzun donup kaldığı o sahnede Jonah Byrde bize çok sert bir gerçeği hatırlatmıştı: Sistem paranın rengine bakmaz, o sadece likiditeye tapar. 2008’de koca bankalar diz çökerken dünyayı ayakta tutan şeyin narko-dolarlar olduğunu iddia ediyor Jonah. Düşünsenize; belki de hepimiz o parayla boyanmış sıralarda oturup, uyuşturucu karşıtı sloganlar yazan birer figüranız. İkiyüzlülük, bu devasa sistemin en temel yakıtı olabilir mi? Ama mesele sadece rakamlar değil. Benim penceremden bakınca durum şu: Uyuşturucu bir tercih değildir. Uyuşturucu ruhunuzun karanlık köşelerine sızan acımasız bir haciz memurudur. İlk dozda size dünyayı vadeder, son dozda ise sadece bir sonraki dozu... Sistem parayı sever, buna şüphe yok. Ama uyuşturucu insanı sevmez. O, biyolojik bir köleliktir. Bir gram beyaz toz için annesinin kolundaki bileziği çalan adamın hikayesini hiçbir GSYİH verisiyle açıklayamazsınız. O parayla yollar yapılır belki ama o yolların üzerinde sadece ruhu çekilmiş zombiler yürür. Siz bir tüketicisiniz ama uyuşturucu sizi tüketir. Bu, serbest piyasanın en uç, en vahşi noktasıdır: Arz, talebi öldürdüğünde kar marjı %100’e çıkar. Çünkü ölüler itiraz etmez. Bağımlı bir beyin, sürekli hata veren ama asla kapanmayan bozuk bir işletim sistemidir artık. Jonah’a göre satıcı sadece tüketici, bizler ise bu çarkın içindeki birer istatistiğiz. O çocuk, (dizi de bile olsa) o gün o sınıfta masumiyetin cenazesini hepimizin gözü önünde kaldırdı. Şimdi soruyorum: Biz gerçekten uyuşturucuya mı karşıyız, yoksa onun yarattığı o devasa ve kontrolsüz ekonominin bir parçası olmaya mı? Jonah Byrde’ün bu tiradı, modern dünyanın en büyük tabusunu bir bilanço tablosuna dönüştürmedi mi? Sevgili okur, sence Jonah acı gerçekleri söyleyecek kadar haklı mı, yoksa sadece ailesinin suçlarını meşrulaştıran küçük bir manipülatör mü?
··
418 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.