Yıllar önce ortadan kaybolan bir kız…
Ve artık kaybedecek hiçbir şeyi kalmamış bir adam.
Kitap, Samantha Andretti'nin 15 yıl sonra esaretten kurtuluşuyla başlayan ve izleri kendi zihninde süren bir avı konu ediniyor.
Samantha, on üç yaşındayken kaçırıldı. Uzun yıllar boyunca kimsenin bilmediği bir yerde tutsak kaldı. Karanlığı yarıp özgürlüğüne kavuştuğunda artık eskisi gibi değildir. Artık tek bir amacı vardır: Dr. Green yardımı ile onu kaçıran kişiyi bulmak. Diğer yanda, ölümle yarışan özel dedektif Bruno Genko’nun da son bir şansı kalmıştır. Kendi geçmişiyle hesaplaşırken, Samantha’nın davası onun için yalnızca bir görev değil, bir kefaret haline gelir.
Donato Carrisi'nin "Labirentteki Adam' kitabı zihni ele geçiren, karanlık ve son derece sürükleyici bir psikolojik gerilim şöleni. Serinin önceki kitaplarının baş kahramanı meşhur Mila Vasquez'in bu kitaptaki yokluğunu yadırgasam da, Carrisi, bu boşluğu doldurmakla kalmıyor, karşımıza sıra dışı bir karakter çıkarıyor: Bruno Genko. O bir özel dedektif. (Ah Bruno! Hüzünlü kekim
Bruno'nun tükenmek üzere olan hayatı, zamanla yarışan kalbi, keskin zekası ve avının peşini asla bırakmayan yapısı, kitabı tek başına omuzluyor. Gerçekten de, Bruno'nun sıra dışı karakteri ve kararlılığı, Mila'nın yokluğunu hiç aratmıyor. Önceki kitaptan tanıdığımız Simon Berish'in varlığı gibi küçük detaylar ise, serinin bütünlüğüne dair hoş bir selam gönderiyor.
Labirentteki Adam kitabının en büyük şovu finali. Asla böyle bir son beklemiyordum. Yazar resmen aklımla oynadı. Yorumu yazarken hala bu sonun şokundan çıkabilmiş değilim. Kitabın ilerleyişi sırasında zaman zaman olayların karmaşıklaşması beynimi yaksa da, o final tüm detayları silip süpürüyor. Akıllara durgunluk veren bu son, tüm olay örgüsünü tersine çeviriyor ve zihninizdeki labirenti yeniden inşa ediyor.
Hepimiz, Carrisi'nin bir gerilim ustası olduğunu biliyoruz ve bu roman, onun gerilim yaratma ve insanı sayfalara adeta mıhlayan mekanizmalar inşa etme yeteneğini zirveye taşıyor.
Bu eserin, Toni Servillo ve Dustin Hoffman'ın başrollerini paylaştığı bir film uyarlaması da var. Filmi de bizzat Donato reis yönetmiş haberiniz olsun.