Rüya

Rüya
@benimktp_dunyam
...Evli...

Rüya

, bir kitap okudu
Puan vermedi·368 syf.·
2026 79. kitabı
Karen Cole
0/10 · 2 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·320 syf.··
2026 78. kitabı
Modern randevu dünyasının bataklığında, flört uygulamalarında hayal kırıklığı üstüne hayal kırıklığı yaşayan 34 yaşındaki Sydney, tam da bu yüzden kendini bir tehlikenin içinde bulmuşken mucizevi bir şekilde Tom Brewer ile tanışır. Tom; zeki, aşırı yakışıklı, ilgili ve üstelik başarılı bir doktordur. Kısacası, her kadının hayalini süsleyen o kusursuz erkektir. Ancak Sydney bu rüyanın tadını çıkarmaya çalışırken, vahşi bir seri katil cinayetler işlemeye başlar. Sydney, ilişkisi derinleştikçe Tom'un mükemmel maskesinin altındaki bazı tuhaflıkları fark eder. Hayatımın aşkı dediği adam, aslında polisi peşinde koşturan o katil olabilir mi? Freida'nın kitaplarını okurken mantığımı daha girişte vestiyere bırakıyorum. Sonra da mis gibi akıp gidiyor. Bu kitapta da aynı sistemi uyguladım, rahat ettim. Sonra da kendini tamamen "Katil kim?" sorusuna teslim ettin mi... Oh, tadından yenmez! İşin ilginç tarafı, bu formül her seferinde çalışıyor. Kurgunun geçmiş ve günümüz arasında ilerlemesi kitabın en güzel yanıydı. Geçmişte anlatılan bölümler sadece gizemi beslemekle kalmamış, aynı zamanda okları çevirebileceğimiz nur topu gibi bir şüpheli de yaratmış. Hal böyle olunca insan daha en başından katili bulduğunu düşünüyor. Gerçek öyle mi, değil mi... Orasını size bırakayım. Bu yüzden ben de zaman zaman burun kıvırarak okudum. Gelelim Sydney'ye... Kendisiyle zaman zaman ufak çaplı bir sinir savaşı yaşadım. Resmen belayı mıknatıs gibi çekiyordu. Sydney'yi okurken bir noktadan sonra katili bulmaya çalışmayı bıraktım. Müge Anlı'ya çıkıp "Tülay geri dööön!" diyen biri vardı ya... İşte ben de Sydney'ye sürekli, "Kızım ne olur eve dön." derken tam olarak onun gibi hissettim. Freida'nın kalemi bana hep edebiyat dünyasının fast-food'u gibi geliyor. Michelin yıldızlı bir menü sunmuyor
Erkek ArkadaşFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 20251,648 okunma
Puan vermedi·392 syf.··
2026 77. kitabı
Geçen davanın katilini yakalamasının üzerinden henüz üç ay geçmişken, uğradığı haksızlıklar yüzünden Cinayet Masası’ndan Bromley Proje Ekibi’ne katılan Dedektif Erika Foster için yeni görevi biraz pişmanlık yaratır. Kendisini uyuşturucu çetelerinin peşinde, masa başında ve ait hissetmediği bir yerde bulan Erika, eski bir taş ocağı göletinin dibinde dört milyon sterlinlik uy*şturucu bavulunu aratırken asıl sürprizle karşılaşır. ​Suların altından sadece uy*şturucu değil; paslı zincirlere sarılı, 26 yıldır karanlıkta bekleyen 7 yaşındaki Jessica Collins’in iskeleti çıkar. Yeni birimi geçmişte kalan bu davanın üzerini kapatmaya çalışsa da Erika, ruhundaki o bildik adalet dürtüsüyle çeyrek asırlık bu vahşeti aydınlatmak için hem yeni amirlerine hem de geçmişin katiline karşı tek başına savaş açar. Neyse ki bu savaşta eski ekibinden sadık dostları Moss ve Peterson onun yardımına koşar. Erika'nın yeni görevi ile eski birimini ortak bir çalışma zemininde buluşturan bu lanetli dava, geçmişle bugünün hesaplaşmasını da kaçınılmaz kılar. Ama bu sandığı kadar kolay olmayacaktır. ​Erika’nın, bunca yıl sonra neredeyse tüm delillerin yok olduğu bir cinayetin peşine düşmesi sıradan bir inat değil; onun adalet eyleminin ta kendisi. Ancak o geçmişi deştikçe, o dönemin karanlık sırlarını saklayan duvarlar sarsılıyor ve karşımıza sadece eski bir katil değil, gerçeklerin ortaya çıkmasını engellemek için yeni cinayetler işlemekten çekinmeyen canlı bir canavar çıkıyor. Soruşturma ilerledikçe davanın sadece dışarıdaki düşmanlarla değil, teşkilatın içindeki köstebeklerle, bürokratik engellerle ve iki farklı birim arasındaki sürtüşmelerle de bir savaşa dönüşmesi, kitabın gerilimini tırmandırıyor. ​Erika'yı benim gözümde kurgusal bir figürden çıkarıp kanlı canlı, nefes alan gerçek bir
Derin SularRobert Bryndza · Yabancı Yayıncılık · 2018544 okunma
Puan vermedi·384 syf.··
2026 76. kitabı
Serinin ilk kitabı Buzdaki Kız'ı okuyup Erika Foster’ın o inatçı, yaralı ama dik duruşuna hayran kalmıştım. İkinci kitapta yazar bizi, Erika’nın eşi Mark’ın ölümünün üzerinden neredeyse iki yıl geçmiş bir zaman dilimiyle karşılıyor. Acı hala taze, vicdan azabı hala omuzlarında bir yük ama Erika bu sefer Londra Teşkilatı’nın Cinayet ve Ağır Suçlar Birimi’nde, Lewisham Row Karakolu’nda çok daha dişli bir mücadelenin içinde. Londra, kavurucu bir yaz sıcağıyla kavrulurken, yalnız yaşayan bekar erkekler evlerinde, yataklarına bağlanmış ve başlarına poşet geçirilerek boğulmuş halde bulunmaya başlar. Karşımızda kurbanlarını bir gölge gibi takip eden, en zayıf anlarını bekleyen, son derece soğukkanlı ve hesapçı bir seri katil vardır. Yazar bu kitapta katilin kimliğini bize erkenden gösteriyor. Bu durum gizemi azaltmıyor, aksine Erika ile katil arasında zamana karşı bir kedi-fare oyununa dönüşüyor. Kitap baştan sona öyle sürükleyici, öyle tempolu ki, elimden bırakamadım! ​Gelelim beni okurken kelimenin tam anlamıyla ÇILDIRTAN, sinirlerimi altüst eden o detaya... Erika vaka için canını dişine takıp çalışırken, uykusuz geceler geçirip her şeyini ortaya koyarken teşkilattaki o eril barikatı izlemek beni delirtti! Erika’nın o amirlerinin basiretsizliği, onu savunmamaları ve bürokratik koltuk sevdaları yüzünden Erika her defasında duvara çarpıyor. En sinir bozucusu da ne biliyor musunuz? Erika her şeyi tırnaklarıyla kazıyıp olayı çözmek için hayatını tehlikeye atıyor, ama günün sonunda o başarının, o dökülen terlerin kaymağını yine başka bir erkek polis yiyor! Onun hakkının böyle göz göre göre yenmesi okurken valla benim de sinirlerimi bozdu, teşkilattaki o amirlere bağıra bağıra saydırmak istedim. ​Ama Erika işte bu yüzden Erika... Tüm bu haksızlıklara, köstek olan amirlerine
Gece AvıRobert Bryndza · Yabancı Yayınları · 2017731 okunma