İki Kadın, İki Zaman, Tek Bir Kader
Işıltılı bir davetin gölgelerinde başlayan bir an, Karen'in kaçtığı geçmişin kapısını aralar. Bir silüet, bir hayalet gibi, genç kadını görünmez bir sihirle peşinden sürükler. Kalbi, onu göğüs kafesinde hapseden heyecan ve korkuyla gümbürderken, her yakınlaşmada hayal kırıklığına uğrar. Belçika'dan Türkiye'ye sığınan Karen, ardında sadece bir coğrafya değil, karşı cinse olan tüm güvenini ve yaralı bir ruhu bırakmıştır. Gözleri puslu, kalbi kırık; o, geçmişin acılarıyla yaşayan ürkek bir kadındır.
Kaderin ince iplikleri onu, zarafet abidesi, asil Şahika Hanım ile bir araya getirir. Görkemli bir hayat süren bu hanımefendi, yavaş yavaş onu esir alan zamana karşı son bir savaş vermektedir: Geçmişinde karanlıkta kalan ne varsa, unutmadan önce ortaya dökmek. Ve bu yolculukta sırdaşı ve yoldaşı, Karen olur.
Bir yanda Karen'ın gizem dolu hayatına, karşılaştığı o tuhaf yakınlığa ve kırılgan kalbinin yeni başlangıç ihtimaline şahit olurken; diğer yanda Şahika'ın çocukluğundan başlayan, servetin gölgesindeki yalnızlık ve korunaklı bir hayatın ağır bedeli ile örülmüş acı dolu anılarına doğru sürükleniyoruz.
Şahika'nın hayatı, zarafetin ve görkemin ardında gizlenen büyük bir ihanetin ve en güvendiği el tarafından kurulmuş sinsi tuzakların acı dolu öyküsü. O, varlığın ve paranın bir hanımefendilik alameti olmadığını, gerçek zarafetin en büyük fırtınalarda bile dik durabilmek olduğunu ispat edercesine yaşamıştır.
Bu kitap, biri geçmişinden kaçan, diğeri ise geçmişine yetişmeye çalışan iki kadının, incelikle işlenmiş, zamana meydan okuyan derinlikli hikayesi. Sırlar perdesi aralanmaya başladığında, okurun zihninde tek bir soru yankılanacaktır: Davet gecesi, Karen'ın kalbine inen o lanetli gölge, aslında kimdi?
İki kadının hayatının iç içe geçtiği bu kitap, sizi sayfaları hızla çevirmeye mecbur bırakacak, adeta izlediğiniz bir filmin ortasında hissettirecek. Unutmayın, bazı hikayeler bitmesin diye yavaş yavaş okunur... ve bu hikaye onlardan biri.