·248 syf.····Okunma: 15 Şubat 2026 23:24 Philip K. Dick’in Ubik adlı romanı son derece etkileyici bir eser ve benim en sevdiğim kitabı olabilir. Bilimkurgu okumak isteyen fakat nereden başlayacağını bilmeyenler için mükemmel bir giriş kitabıdır. Bununla birlikte Ubik, önemsiz bir türün dar bir köşesinde kazanılmış küçük bir başarıdan ibaret değildir; aksine edebiyatın kendisi içinde gerçek bir başarıdır ve bu şekilde değerlendirilmesi son derece haklıdır.
Philip K. Dick’in romanlarını okumak bazen, bir metafizikçi hayal gücünün esrar kokulu labirentlerinde dolaşıyormuşsunuz gibi hissettirebilir. Ubik de bundan farklı değildir.
Roman, baş kahraman Joe Chip etrafında döner. Joe, mutantların parapsikolojik güçlerini etkisiz hale getirmekle görevli futuristik bir ajans için çalışan bir teknisyendir. Ancak bir uzay teröristi tarafından patlatılan bomba, onu olağanüstü ve kafası karışık bir maceraya sürükler. Bilincini yeniden kazanır, ama artık eskiden bildiği dünyada değildir.
Her şey adeta geçmişe doğru bozuluyordur: kahvesi ekşimiş, cebindeki madeni paralar ise geçen on yılın başkanının yüzünü taşımaktadır. Peki ne olmaktadır?
Böylece bir tür metafizik dedektif romanı başlar. Burada karakterler, bir katilin kimliğini ortaya çıkarmaya çalışmaz; aksine gerçekliğin doğasını çözmeye çalışırlar. Zaman, II. Dünya Savaşı öncesine kadar geriye giderken, Joe yavaş yavaş gerçeği kavramaya başlar: Kendisi bir tür yarı yaşam kaplarında (vat) korunmaktadır, yaşadığı deneyim aslında yaşayan bir rüyadır ve bu rüyadan çıkmanın tek yolu, gizemli bir sprey kutusu olan “Ubik” ile mümkün olmaktadır. Burdan sonrası kitabın özetini içermektedir o yüzden kitabı okumayı düşünenler bu kısımdan itibaren okumasın.
Roman, gelecekte insanların zihinsel yeteneklere sahip olduğu bir dünyada geçer. Telepatlar insanların düşüncelerini okuyabilirken, bazı kişiler de bu yetenekleri engelleyen (inert) güçlere sahiptir.
1992 yılına gelindiğinde insanlık Ay’ı kolonileştirmiştir ve psişik güçler yaygın hale gelmiştir. Hikâyenin baş kahramanı Joe Chip, borç içinde yaşayan bir teknisyendir ve telepatların ve “precog”ların (geleceği görebilenlerin) güçlerini etkisiz hale getirebilen “inertial” adlı kişileri çalıştıran bir ihtiyat/koruma organizasyonu olan Runciter Associates için çalışır. Bu organizasyon, müşterilerinin mahremiyetini korumak amacıyla hizmet verir.
Şirket, Glen Runciter tarafından yönetilmektedir ve ona, “yarı yaşam” (half-life) adı verilen bir tür kriyonik askıya alma durumunda tutulan ölmüş eşi Ella Runciter yardım etmektedir. Bu durum, ölen kişinin sınırlı bir bilinçle varlığını sürdürmesine ve yaşayanlarla iletişim kurabilmesine olanak tanır.
Runciter, Ella ile görüşürken onun bilincinin Jory Miller adlı başka bir yarı-yaşam sakini tarafından istila edildiğini fark eder.
Bir iş adamı olan Stanton Mick, Ay’daki tesislerini iddia edilen psişik sızmalara karşı korumak için Glen Runciter’ın şirketi Runciter Associates’i işe alır. Bunun üzerine Runciter, en iyi 11 inertial çalışanından oluşan bir ekip toplar. Bu ekipte kısa süre önce işe alınmış olan Pat Conley de vardır. Pat, geçmişi değiştirerek olayları geri alabilen benzersiz bir psişik yeteneğe sahip gizemli bir genç kadındır.
Runciter ve Joe Chip, ekiple birlikte Stanton Mick’in Ay’daki üssüne gider. Ancak kısa süre sonra bu görevin aslında bir tuzak olduğu ortaya çıkar. Tuzak büyük ihtimalle Runciter’ın şirketinin en büyük rakibi olan ve psişiklerden oluşan bir organizasyonu yöneten Ray Hollis tarafından kurulmuştur.
Bir bomba patlaması sonucu Runciter görünüşe göre hayatını kaybeder, fakat ekipteki diğer kişiler ciddi şekilde zarar görmez. Bunun üzerine grup aceleyle Dünya’ya geri döner ve Runciter’ı half-life (yarı yaşam) durumuna yerleştirmeye çalışır. Ancak onunla iletişim kurmayı başaramazlar. Sonunda Runciter’ın bedeni gömülmek üzere hazırlanır. Patlamanın olduğu andan itibaren grup gerçeklikte tuhaf değişimler yaşamaya başlar. Temas ettikleri birçok nesne (özellikle sigaralar) olması gerekenden çok daha eski görünmektedir; bazıları aynı nesnenin daha eski modelleridir ve hızla bozulup parçalanmaktadır. Zamanla kendilerini giderek geçmişe doğru kayarken bulurlar ve sonunda gerçeklik sanki 1939 yılına sabitlenmiş gibi olur.
Aynı zamanda etraflarında Glen Runciter’ın çeşitli “tezahürleri” ortaya çıkmaya başlar; örneğin yüzü paralarının üzerinde görünür. Roman ilerledikçe grubun üyeleri teker teker yorgunluk ve üşüme hissetmeye başlar, ardından aniden büzüşüp ölürler.
Joe Chip, neler olduğunu anlamaya çalışırken Runciter’dan geldiği söylenen birbirine zıt iki mesaj keşfeder. Mesajlardan biri Runciter’ın hayatta olduğunu ve aslında kendilerinin öldüğünü söyler. Diğeri ise Runciter’ın henüz hayattayken kaydedildiği iddia edilen bir mesajdır. Bu ikinci mesaj, Ubik adlı bir ürünü tanıtan bir reklâmdır. Ubik, mağazadan satın alınabilen ve çoğu zaman bir aerosol sprey kutusu şeklinde görünen bir üründür; kullanıldığında nesnelerin bozulmasını geçici olarak tersine çevirebilir.
Joe Chip sonunda hepsinin patlamada ölmüş olabileceğini ve şimdi half-life (yarı yaşam) durumunda birbirlerine bağlı olduklarını düşünmeye başlar. Bunun üzerine Ubik’i bulmaya çalışır, ancak ona ulaşma girişimleri başarısız olur.
Başka bir mesaj aldıktan ve Glen Runciter’ın memleketine gittikten sonra Joe Chip, Pat Conley’yi Ray Hollis için çalışmakla ve sahip olduğu güçle gerçekliğin bozulmasına neden olmakla suçlar. Joe bu sırada kendisi de hızla çürüyüp zayıflamaya başlamıştır ve Pat bunu doğrular. Pat onu ölüme terk ederek ayrılır.
Tam o sırada Runciter ortaya çıkar ve Joe’yu Ubik ile spreyleyerek kurtarır. Joe’ya grubun gerçekten half-life (yarı yaşam) durumunda olduğunu, kendisinin ise hayatta olduğunu ve onlara yardım etmeye çalıştığını söyler. Ancak Ubik’in tam olarak nereden geldiğini kendisi de bilmemektedir.
Runciter ortadan kaybolduktan sonra Jory Miller Joe’ya görünür. Jory, Conley’nin değil kendisinin tüm grubu (Pat dahil) öldürdüğünü açıklar. Bunu yapmasının nedeni, varlığını sürdürebilmek için yarı yaşamda bulunan insanların bilincini “yemesi” gerektiğidir. Ayrıca Joe’ya, içinde bulundukları tüm gerçekliğin aslında kendi zihni tarafından yaratılıp sürdürüldüğünü söyler.
Neyse ki Joe, Ubik’in etkisi sayesinde geçici olarak Jory tarafından tüketilmekten korunur ve ondan uzaklaşır. Ancak bir süre sonra yeniden bozulmaya ve çürümeye başlaması üzerine Ella Runciter ile karşılaşır. Ella onu kurtarır ve ona ömür boyu Ubik sağlayacak bir sertifika verir. Ayrıca Joe’ya yarı yaşam durumunda kalmasını ve Runciter’a yardım edebilmek için Ubik kutuları bulmaya devam etmesini söyler; çünkü kendisi yakında yeniden doğacaktır.
Metinde ayrıca Jory’nin gerçek dünyada ona yardım eden ortakları olabileceği ya da Jory gibi varlıkların herhangi bir half-life bilinç grubundan ortaya çıkabileceği ima edilir. Ubik’in ise Ella ve diğer bazı half-life bilinçleri tarafından Jory’ye karşı bir savunma yöntemi olarak geliştirildiği söylenir.
Ubik’te her bölüm, Ubik’i farklı bir ürün olarak tanıtan bir reklamla başlar. Bu reklamlarda Ubik, her seferinde belirli bir amaç için kullanılan başka bir ürün şeklinde sunulur.
Son bölümün başında ise Ubik, evreni kendisinin yarattığını ve yönettiğini iddia eder; ayrıca gerçek adının bilinmediğini ve telaffuz edilemediğini söyler.
Bu kısa son bölümde, “yaşayan” dünyada bulunan Glen Runciter, en iyi çalışanlarını kaybetmenin yasını tutmaktadır. Bu sırada üzerinde Joe Chip’in yüzü bulunan bazı madeni paralar keşfeder ve bunun “daha başlangıç olduğunu” hisseder.