Gönderi

10/10
·238 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Mart 2026 00:00
İlgin’in hikayesinde karşımıza çıkanlar aslında yalnızca kurgusal bir karakterin serüveni ya da bir hayal ürünü değil; benim, sizin, çevrenizdeki herhangi bir kadının ve dünyadaki milyonlarca kadının en az birini mutlaka yaşamış olduğu sarsıcı bir gerçeklik. Toplumsal beklentilerin dar kalıplarına sıkıştırılmış, aile içi sessiz savaşlarla yorulmuş ve görünmez bir baskı çemberinde nefes almaya çalışan binlerce kadının bastırılmış çığlığı İlgin’in şahsında adeta vücut buluyor; şiddetin bazen fiziksel, bazen sert bir bakışla, bazen ağır bir sessizlikle, bazen de üzerinizdeki sürekli denetleyen gözlerin gölgesiyle gelebileceğini en çıplak haliyle görüyoruz. Okurken, zamanla biriken o dilsiz haykırışların, içe atılan, ertelenen ve görmezden gelinen her duygunun ruhta ve bedende nasıl taşınması güç bir yüke dönüşerek insanı tükettiğine, susturulan her kelimenin açtığı derin hasarlara ve vehimin sürekli müdahale etmesine tanıklık ediyoruz. Sadece evde değil; iş yerinde, okulda, ilişkilerinde ya da bir toplu taşıma aracında, kısacası hayatın her alanında kadınların maruz kaldığı o bitmek bilmeyen huzursuzluk ve güvensizlik hissi, kitabı okuyan her kadının kendinden bir parça bulmasını kaçınılmaz kılıyor. İlgin'de de olduğu gibi; toplumun ve çevremizdekilerin bizden beklediği o bitmek bilmeyen "dimdik ayakta durma" performansı, bir noktadan sonra ruhun taşıyamayacağı kadar ağır bir zırha dönüşüyor; sanki her kırılmada, her yorgunlukta mola verme hakkımız yokmuş gibi, sürekli bir dayanma ve her şeye rağmen yola devam etme zorunluluğuyla kuşatılıyoruz. Yorulmanın bir zayıflık, durup dinlenmenin bir yenilgi gibi pazarlandığı bu düzende; bazen düşmenin, dizlerinin üzerine çöküp sessizce beklemenin de yolun bir parçası olduğunu unutuyoruz. İlgin'in yolculuğunu okurken, kendini tekrar inşa etmesine tanıklık ederken bize unutturulanları ve bazı sınırların çizilmesi gerektiğini net bir şekilde hatırlattı bana. Tıpkı kitapta da olduğu gibi; "ben de varım" diyebilmek sadece bir varlık beyanı değil, insanın kendi özgün hikayesine sahip çıkma ve başkalarının çizdiği sınırların dışına taşma iradesi ve dünyanın gürültüsü içinde kendi tınını bulmaktır... Bu kitabı yazdığı için, susmak zorunda kalan tüm kadınların sesi olduğu için ve yolunu kaybeden ya da kaybettirilen kadınlara ışık olduğu için Pınar Hanım'a sonsuz teşekkürler.
VehimPınar Pars · İkinci Adam Yayınları · 20267 okunma
··
26 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.