·249 syf.··Beğendi
···Okunma: 16 Mart 2026 22:53 Thomas döneminde aziz sayılabilecek kadar erdemli bir adamdı. Hayat hikâyesinden ve kendisinden bahsedilenlerle birlikte bu yapıtı, bunun kanıtıdır. Ülkesini yani İngiltere’yi ve Avrupa’yı eleştirmenin en zekice yolunu bir ülkeyi gerçekten görmüş ziyaret etmiş gibi yazmakta bulur. Bu dönemde Katolik ve Protestanların sürtüşmeleri hızla büyümekteydi. 100 yıl savaşları ile Güller Savaşı da More’un yaşamında bir parça olmuştu. Tüm bu yöneticilerin zalimliği, halkların sefaleti ve değerlerin düşüşü onu inanılmaz rahatsız ettiği için Platon’dan ilham alarak ideal devlet ve toplum düzenini kaleme aldı. Kitabı okurken Utopia topraklarında gezinirken buluyorsunuz kendinizi. Bu ülkede paranın hiçbir değeri yok. Herkes eşit ve hür. Bilgi en değerli hazine. Platon’daki gibi toplum sınıflandırması yok. Ve kitabı kendi çağının zorbalıklarından ötürü yazmış olsa bile şu an günümüzle birebir örtüşmesi insanı gerçekten sessizce düşündürüyor. O zamandan bu yana tarihin tekerrür ettiğini görüyoruz. Her zaman ezilen bir tabaka ve bir üst sınıf olmakla beraber yöneticiler yalnızca kendi menfaatlerine yaşayan insanlar. Genel olarak dünya düzeni o zaman da böyleymiş şimdi de. Yine de kendi doğruları uğruna canını yitiren bu adam insanın içinde bir şeyleri harekete geçiriyor. Kitap gerçekten çok anlamlı, donanımlı ve keyifliydi. Özellikle Utopia’daki yurttaşların parayı önemsememesi ve farklı dinlere inanıyor olsalar da bir arada bütün olmayı başarmaları çok anlamlıydı.