"Ne kitaptı ama" dediğim bir kitapla geldim bugün sizlere. Şahane, efsane, mükemmel bir kitaptı. Daha ilk sayfadan itibaren aksiyon başlıyor ve vücudunuzdaki adrenalin seviyesi artıyor. Demedi demeyin
Jack ve eşi Gabe birlikte çalışan, şirketlerin siber güvenlik açıklarını tesbit edip raporlayan bir çiftti. Jack şirketlere fiziksel olarak girip işini yaparken Gabe de eşini bilgisayar ve kulaklık yardımıyla yönlendirmektedir.
Bir gece iş dönüşü Jack eşi Gabe'i evde kanlar içinde ölü olarak bulur. Ve işin kötüsü Jack'in verdiği ifadedeki bir takım zaman boşluklarının tam oturmaması üzerine kocasının ölümünden sorumlu tutulur. İfade vermek için emniyete çağrılan Jack'e o sırada gelen bir mail üzerine suçlu bulunacağını, gerçek katilin bulunamayacağını düşünüp, gerçek katili bulmak için oradan kaçar. Ve o andan sonra bütün polis teşkilatı onun peşine düşer. Gazetelerde, internet sitelerinde boy boy fotoğrafları yayınlanır. Görenlerden ihbar etmesi istenir.
Ayrıntılar o kadar güzel kaleme alınmış ki ne fazla ne eksik. Tam tadında. Gözünüzde herşeyi canlandırıyorsunuz.
Jack'ın kaçtıktan sonra yaşadıklarını okuyunca bir bayan bu kadar güçlü, cesaretli olabilir mi dedim ve "helal olsun sana Jack" demeden edemedim.
Acaba peşinde polisler varken katili bulabilecek mi?
Yoksa katil kendisi mi?
Eşi neden öldürülmüştü?
Jack kaçtıktan sonra neler yaşamıştı?
Sorularının cevaplarını merak ediyorsanız ve bir de aksiyon, psikolojik gerilim okumayı benim gibi seviyorsanız film tadındaki bu kitabı tüm kitap sever dostlara tavsiye ederim.