Vigdis Hjorth’un Miras romanı, yüzeyde bir aile içi miras anlaşmazlığını anlatıyor gibi görünse de aslında aile kurumunun en kırılgan yerlerine dokunan sert bir metin. Roman, maddi bir paylaşım meselesinin arkasında saklanan daha ağır bir gerçeği açığa çıkarır: ailelerin çoğu zaman hakikati korumak yerine sessizliği tercih etmesi.
Hjorth’un anlatısı bilinçli olarak tekrarlayan ve yer yer huzursuz eden bir ritme sahiptir. Bu tekrarlar bazı okurlar için yorucu olabilir; ancak aynı zamanda travmanın zihinde nasıl dolaştığını da güçlü biçimde hissettirir. Yazarın dili gösterişten uzak, neredeyse soğuk bir sadelik taşır ve bu sadelik anlatılan olayların sertliğini daha görünür kılar.
Sonuç olarak Miras, rahat okunan bir aile romanı değildir. Tam tersine, aileyi kutsal bir alan olarak görmek isteyen okuru rahatsız eden, sessizlik ve inkâr üzerine kurulmuş ilişkileri sorgulayan sarsıcı bir metindir.