Türk yazarlar bu darbeler ve yakın dönem kaotik Türkiye tarihi etrafında dönmeyi çok seviyorlar. Kimi çok iyi yapıyor bunu ama kimi romantik olup okuyucuyu çekeyim diye gerçeklikten uzaklaşıyor.
Seneler önce yazarın bir romanını okuyup fazla şiirsel bulmuştum, aslında tekrar okumak gibi bir planım yoktu ama hediye gelince okumak istedim.
Öncelikle bir aşk romanı Ölüyordum Geçerken Uğradım, arka planda bir yakın dönem Türkiyesi akıp gidiyor. İki zıt karakter Mahur ve Nazif, özellikle Mahur'un mücadeleci kimliğini, kendine bir yer inşa etmeye çalışma azmini çok sevdim, ikisi de sanatçı olduğu için birbirini tamamlayan karakterler. Roman boyunca zaman geçtikçe arka planda değişen ve dönüşen siyasetle birlikte kendi dünyalarında devinip duruyorlar ve onlar da değişiyorlar. Roman konu ve tema açısından bakılınca güzel fakat bence fazla romantize edilmiş, çok fazla şiirsellik romanı gerçekçi olmaktan uzaklaştırmış. Ayrıca karakterlerin kendini anlattığı bölümlerde fazla tekrara düşülmüş ki bu okurken beni biraz sıktı ve romandan uzaklaşmama neden oldu. Kısaca ortalama bulduğum bir kitap oldu, ama seveni de çok şimdi ne diyeyim.
..
..
"Aşk politiktir. Çünkü bir insanı bekleyen bir insan, bu dünyadan umudunu kesmemiştir."