·592 syf.····Okunma: 27 Şubat 2026 12:39 Körburun İstanbul'un bildiğimiz adalarının sonuna eklenmiş kurgu bir ada. Ama öyle bir ada ki günde sadece iki vapur seferi var. Gidiş ve dönüş. Diğer adalara uğrayan turistler buraya uğramıyor, havası atları öldüren, denizi gemileri batıran, yaşayan herkesin kaçmak istediği ancak içine hapsolduğu, insanı yutan garip bir ada.
Hikayemiz 90'lı yillarda Onur Öğretmen’le başlıyor ve geriye doğru gidiyor. 90'lı yillarda şöyle bir Körburun’u tanıyoruz ve sonra 60’lı yıllara oradan 70'li, 80’li yıllara uzanıyoruz ve yine 90'lı yillarda Onur Öğretmen ile bitiriyoruz hikayemizi.
En başından üç neslin yaşamını okuyoruz. Bu yaşamların arka planında ise Türkiye'nin siyasi geçmişine tanık oluyoruz.
60’lı yıllarda Meral'i ve ailesini tanıyoruz sonra Hayri'yi ,Neriman Abla’yı ve ada da yaşayan Türk-Rum halkını tanıyoruz. Sıcak sakin bir ada hayati okuyoruz başta. Daha sonra bu hayatların birleşmesi ve yaşanan siyasi olayların sonucundan nasil etkilendiklerini. Yani cok katmanlı bir hikaye ama öyle düşündüğünüz gibi ağır okunmuyor. Sayfaları sürekli simdi ne olacak , O ne yaptı acaba diye çeviriyor insan. Büyük bir merakla ile kahramanlarımızın hikayesine ortak oluyoruz.
Yazarin bu kitabi uzun zamandır kitaplığımda duruyordu. Neden daha önce okumadım diye hayıflanıyorum şimdi. Çok akıcı bir kalemi var. Kurgu zaten mükemmel ve büyük bir emeğin sonucu çıkmış ortaya. Eğer sizde benim gibi yazardan bir kitap okumadiysaniz, geç kalmayın bir an önce bir kitabını okuyun