·232 syf.··Beğendi
···Okunma: 04 Mart 2026 00:15 “yeterince düş kırıklığı yaşamadık mı?”
sizlere benim için çok kıymetli bir kitap ile geldim, kitabı bana sevgilim aldığı için zaten kıymetliydi ama okuduktan sonra daha da anlam kazandı diyebilirim bu yüzden seven sevdiğine kitap alsın diyorum işte
hadi gelin size önce konusundan bahsedeyim biraz sonra yorumu yapacağım;
kaleye yeni atanan genç subay giovanni drogo, bastiani kalesinde büyük bir savaşın çıkmasını bekleyerek görevine başlar. günler, aylar ve yıllar geçtikçe bu bekleyiş onun hayatının merkezine dönüşür. ancak beklediği o büyük an bir türlü gelmez ve drogo fark etmeden ömrünü bu umutla tüketir.
bazen insan hayatının bir gün büyük bir anlam kazanacağına inanarak bekler ve tatar çölü tam olarak bu bekleyişin hikâyesi.
giovanni drogo’nun bastiani kalesindeki yılları, aslında bir insanın ömrünü nasıl fark etmeden tüketebileceğini gösteriyor. bir gün gelecek o büyük an, o kahramanlık, o fırsat… ama beklerken geçen zaman maalesef geri gelmiyor.
kitabı okurken en çok hissettiğim şey şu oldu:
bazen hayatımızın en büyük düşmanı, hiç gelmeyen bir “yarın” olabilir.
sessiz, sakin aynı zamanda da melankolik ve düşündürücü bir roman, bittiğinde insanı uzun süre düşündüren kitaplardan birisi oldu benim için
drogo’nun hayatını okuyunca şunu daha iyi anladım; belki de en acısı, bazı hayatların gerçekten hiç başlamadan bitmesidir.