Gönderi

İRADE’NİN AYRILIŞI
Kozmik Çatlak ve Evrenin Doğuşu. Başlangıçta yalnızca tek bir kudret vardı: İrade. O zamanın ve mekânın ötesinde, ışığın ve karanlığın henüz var olmadığı o mutlak sessizlikte, sadece kendi içine dönen sonsuz bir varlıktı. Ne görülmek istiyordu ne de bir şeyi görmek. Ancak ölçülemez bir anda, o derin sessizliğin içinden tek bir soru filizlendi: “Ben neyim?” İşte evrenin ilk çatlağı bu soruyla açıldı. İrade artık sadece var olmakla yetinemezdi; kendini bilmek, sınırlarını çizmek ve varlığını ölçmek zorundaydı. Bu arzu, bir savaştan ya da öfkeden değil, bir gözyaşı kadar sessiz ve geri dönülmez bir ayrılışı tetikledi. İrade ikiye bölündü. Bu kırılmadan Zühur doğdu; görünüşün, bilginin ve var oluşun özü. Onun hemen ardından ise Nasuh belirdi; içe çekilişin, inkârın ve karanlığın kadim kaynağı. Birbirlerine bakmadan, zıt yönlere savruldular. Zühur yükselerek yaratmayı ve düzen kurmayı seçerken; Nasuh aşağı çöktü, yokluğu sahiplendi ve derin bir bekleyişe daldı. O an, boşluğun bağrında varlık ile yokluk arasındaki o ilk gerilim, yani kozmik çatlak oluştu. Yıldızları doğuran, zamanı akıtan ve mekânı biçimlendiren işte bu ince yarıktı. Ancak temelindeki bu kırık nedeniyle evren hiçbir zaman tam bir bütün olamadı. O günden beri her şey ya Zühur’un ışığına yöneldi ya da Nasuh’un karanlığına çekildi. Peki ya İrade? O hâlâ bölünmüş haldedir. Bir parçası ışıkta bir umut, diğer parçası ise karanlıkta dinmeyen bir özlem olarak yaşamaya devam eder. Biz insanlar ise, o devasa çatlağın kıyısında yürüyen, her iki taraftan da izler taşıyan gölgeleriz. Mehmet KorkmazMehmet Korkmaz GassalGassal
·
13 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.