Bir muhabbet kuşu düşünün.
Daha gökyüzünün ne olduğunu öğrenemeden, kanatlarının ölçüsü demir parmaklıklarla belirlenmiş olsun. Sabahları aynı yemliğin başında uyansın, aynı salıncağın üzerinde
Evde ağır bir sessizlik hakim. Televizyon açık, çay sıcak... ancak kelimeler ölü.
Bir baba var, bir anne var. Konuşmayan bu iki insanın ortasında, o tekinsiz boşlukta büyüyen bir çocuk... İçinden
Bazı şeyler bir anda yıkılmaz, azizim. Yavaş yavaş çözülür.
Hayal et: Elinde yün bir bere var. Üzerinde küçücük bir sökük... Belki de kimse fark etmez. Ta ki biri çıkıp, o sökükten sarkan ipliği