Çin edebiyatının en etkileyici ve en çarpıcı eserlerinden biri olan bu roman, ilk bakışta hacmiyle göz korkutsa da akıcı dili sayesinde okuru içine kolayca çekiyor. Olay örgüsü karmaşık değil; aksine, bir ailenin hikâyesi üzerinden ilerleyerek okuyucuyu yormadan derin bir anlatı sunuyor.
Roman, Çin’in 20. yüzyılda geçirdiği büyük dönüşümleri — Japon işgali, iç savaş ve Mao dönemi gibi kırılma noktalarını — güçlü bir şekilde ele alıyor. Bu tarihsel arka plan, özellikle Shangguan Lü karakteri ve onun çocukları üzerinden aktarılırken, kadınların dayanıklılığı ve toplum içindeki yeri oldukça etkileyici bir biçimde işleniyor.
Eserin en dikkat çekici yönlerinden biri, Çin toplumuna yönelik sert ve yer yer acımasız eleştirileridir. Bu yönüyle yazarın ne kadar cesur ve tarafsız bir bakış açısına sahip olduğunu görmek mümkün. Aynı zamanda kitap, en çok korsan basımı yapılan eserlerden biri olarak da dikkat çekmektedir.
Yer yer rahatsız edici, hatta alışılmışın dışında sahneler barındırsa da bu durum romanın etkisini artıran unsurlardan biridir. Gerçekçilik ile abartının iç içe geçtiği anlatımı, okuyucuya farklı bir edebi deneyim sunar.
Hem olay örgüsü hem de edebi gücü açısından oldukça zengin olan bu roman, derinlikli bir okuma arayanlar için güçlü bir öneridir. Keyifle okuyacağınızdan şüpheniz olmasın.