Henüz çocuk yaşta hayatın en ağır yüküyle tanışan Olgu’nun hikâyesi bu… Bir anda ailesini kaybetmesiyle başlayan süreç, onu hiç alışık olmadığı bir dünyanın içine sürüklüyor. Güvenle büyümesi gereken bir yaşta, hayatta kalmayı öğrenmek zorunda kalıyor. Üstelik en yakın olması gereken insanlar tarafından yalnız bırakılınca, sokak onun yeni gerçeği haline geliyor.
Tam her şey daha da kötüye gidecek derken karşısına çıkan insanlar, Olgu’nun kaderini değiştiriyor. Ona sadece bir çatı değil, aynı zamanda eksikliğini hissettiği o sıcaklığı da sunuyorlar. Zamanla bu bağ, kan bağı olmadan da bir ailenin kurulabileceğini güçlü bir şekilde hissettiriyor. Özellikle geçmişinde derin acılar taşıyan karakterlerin Olgu’ya yaklaşımı, hikâyeye ayrı bir duygusal derinlik katıyor.
Kitap boyunca bir yandan adalet arayışına tanıklık ederken, diğer yandan “aile” kavramını yeniden sorguluyorsunuz. Doğru ile yanlışın iç içe geçtiği anlarda bile karakterlerin hisleri ve niyetleri sizi onlara yakınlaştırıyor.
Yazarın dili oldukça sade ve akıcı. Olayları abartıya kaçmadan, doğrudan ve etkili bir şekilde anlatması hikâyeyi daha da güçlü kılıyor. Okurken ne olduğunu anlamak için zorlanmıyor, aksine kendinizi sayfaların içinde kaybolmuş halde buluyorsunuz.
Kısacası bu kitap; kayıpların ardından kurulan bağları, sahiplenmeyi ve kalpten kurulan kardeşliği anlatan, duygusu yoğun bir hikâye.