·64 syf.····Okunma: 17 Mart 2026 02:02 Gitmek mi daha zor, kalmak mı…
Bazen bir cümle düşer insanın içine ve orada büyür ya, işte bu kitaptaki öyküler tam olarak bunu yaptı bana.
Kitap, dokuz ayrı kadının hayatına dokunurken aslında tek bir sorunun etrafında dolaşıyor:
Gitmek mi, kalabilmek mi?
Her öyküde başka bir kadının sessiz çığlığını, içten içe verdiği mücadeleyi hissediyoruz bizlerde okurken.
Kadina dair, yasanilanlara, yasama cabasina dair kalbe dokunan, insanın içini sızlatan detaylar var.
Benim için özellikle iki öykü ayrı bir yerde durdu…
“İnci Küpe” ve kitaba adını veren “Yokuştaki Ev”.
“İnci Küpe”de bir kadının iç dünyasına o kadar yakından dokundum ki, bazı satırlarda durup nefes almak istedim…
“Yokuştaki Ev” ise sadece bir öykü değil, sanki geçmişin, yüklerin ve suskunlukların sembolü gibiydi.
Bir çok sorun arasında sıkışıp kalan, bunca ağır yükü göğüslemeye çalışan ama asla takdir edilmeyen, içinizde derin bir yankı bırakıyor.
Ve en çok da şunu fark ettiriyor;
Bazen gitmek cesaret ister, bazen kalmak…
Ama en zoru, hangisinin seni daha az yaralayacağını bilememek