Git de ey mâh-ı mübârek, bizde hâtıran kalsın,
Her gönül bu vedâın nârıyla nûra boyansın.
Süzüldü fecr-i kâfurî, ufukta soldu hilâl,
Sanki bir saltanatın bittiği o dehr-i melâl.
Sükût içinde minâreler andırır birer âh,
Giderken arkasından ağlıyor bugün gûyâh.
O ittikâ dolu günler, o sâf ü nâfile şeb,
Birer hayâl-i latîf oldu, bitti cümle terek.
Itrı kaldı havada o eski dindarlığın,
Rûhu sardı elemi, bu sesiz ayrılığın.
Boşaldı sofralar artık, kesildi savm-ı azîz,
Bu hâneden gidiyorsun, gönül garîb ve hazîn
Ne devletti o demler, ne kutlu bir rüyâ,
Ufukta parladı bayram, değişti sanki dünyâ.
Yahya Kemal gibi mahzun, edâ-yı maziyle,
"El-vedâ" diyoruz ey şehr, bin niyâz ile.