Hayat gerçekten çoğunlukla iyi midir, yoksa biz insanlar sadece iyi olanı mı görmeyi seçeriz? Bu hususların tartışmaya açık olduğu şüphesiz. Laetitia Colombani'nin Saç Örgüsü isimli eseri; Hindistan, İtalya ve Kanada'da hayatın kötü yüzünü gösterdiği üç kadının yaşadıklarını ele almakta.
Kitabın bölüm bölüm ilerlemesi güzel. Her bölümde bu 3 karakterden birisi ele alınmış ve belirli bir sıra ile ilerlenmesini beğendim. Tabiri caizse bu turlama ile kitap boyunca bu üç karakterden de hiç kopmadan ilerleyebilmek mümkün oldu; yazar bu konuda başarılı bir iş çıkarmış bence.
Yazar, hikayedeki kahramanların yaşadığı çaresizlik, kaygı, üzüntü, hayatla mücadele gibi duygularla olayları gündelik/sade bir dile rağmen oldukça güçlü bir stille ele almış. Zira romanı okurken karakterlerin yaşadıklarını kalben hissedebildim. Bu duruma örnek vermek gerekirse:
1) Smita'nın kendisi ve kızı için en temel hak ve özgürlükleri için katı kast sistemine baş kaldırıp kızıyla şehirden kaçması
2) Guilia'nın ailesini kurtarmak için istemediği bir evlilik yapmak zorunda olma ihtimali ile karşı karşıya kalması
3) Sarah'ın hastalığı nedeniyle iş ortamında damgalanması, yok sayılıp dışlanması
gibi durumlarda çaresizlik, hayat ve insanların çaresizliği gibi temaları iliklerime kadar hissettim.
Smita kast sistemi yani toplumsal nedenle zorluklar yaşamakta. Eser bu karakter sayesinde ayrımcılık, dezavantajlı/kırılgan gruplar, toplumsal cinsiyet eşitliği gibi güncel konuları da üstü örtülü bir biçimde atıfta bulunmuş. Bu bağlamda kitabın güncel bir yaklaşıma sahip olduğu yorumu yapılabilir. Eserin bu yönünü de takdir ettiğimi söylemeliyim.
Romanda dünyadaki birbirinden belirgin farkları olan üç ülkeden karakter kurgulanması; sorunlardan, hayatın getirdiği dezavantajlardan herkesin etkilenebileceğini vurgular nitelikte. Eserin bu eşitlik vurgusunda çok beğendim.
Kitabın başlığını okumaya başlarken neden böyle bir başlık seçildi gibisinden çok sorguladım ancak kitabın sonunda üç karakterin habersiz ve dolaylı bir biçimde birbirine faydası dokunuyor. Bir saç örgüsünde de bağımsız gibi görünen ancak birbiriyle kenetlenen üç ayrı saç grubundan oluştuğu düşünülebilir. Bu bağlamda başlık seçiminin gayet iyi ve güçlü bir metaforik bir seçim olduğunu düşünüyorum. Bununla birlikte karakter sayısı da başlıkla çok uyumlu ve yeterli olduğu kanısındayım.
Smita'nın tapınakta tanrı için kestiği saçı Guilia'nın peruk haline getirip bu peruğu da kanser hastası Sarah'ın takması yani üç karakterinde birbirinden habersiz birbirine yardımcı olması güzel bir kapanışa bağlanma kısmıydı. Bazen sadece kendimiz için yaptığımız bir şeyin aslında kendimizle sınırlı kalmadığını gözler önüne sermiş. Belki de yazarın asıl sözünü etmek istediği şey buydu.
Kitap kapağının başlığı, karakter sayısını ve karakterleri temsili bir biçimde vurgulaması nedeniyle güzel buldum, renkler vs ile yerinde bir kapak seçimi olmuş.
Eserde tek eleştirceğim nokta 55 ve 98. sayfalardaki şiirler olabilir. Zira eleştirim şiirlerin kendisine değil, kitaptaki konumlarıyla alakalı. 55. sayfadaki şiir Smita ve Guilia ile ilgili gibi görünüyor ama bu şiir Sarahla ilgili bölümden sonra yer verilmiş. 98. Sayfadaki şiir ise daha çok Guilia ile ilgili gibi görünüyor. Ancak şiir Sarahla ilgili bölümden sonra gelmiş. Bu konumlandırma eserin akışını sekteye uğratmış ve biraz göze batar nitelikte. Bu detay harici eseri çok beğendim.
Laetitia Colombani'nin Saç Örgüsü adlı eseri; bazen sadece kendimiz için yaptığımız bir şeyin, hiç tanımadığımız hayatlara dokunabileceğini hatırlatan; farklı coğrafyalarda, farklı yaşamlarda yaşanıyor olsa da zorlukların insanı habersizce de olsa ortak bir yerde buluşturduğunu gösteren çarpıcı bir roman.
Saç ÖrgüsüLaetitia Colombani