Gönderi

6/10
·524 syf.··
2026 18. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 16 Mart 2026 00:00
Hayatımın en mutlu ânıymış, bilmiyordum… En kült kitap açılışlarından biri olan bu söz, hiç kitabı okumayanlar tarafından bile en az bir kere duyulmuştur. Açılışı ve devamı çok çok başarılı. Hikayenin ilk başları akıcı bir şekilde ilerliyor. Başlarıyla ilgili ufak bir problem olaylar çok hızlı gelişiyor ilk kısımlar çok çok hızlı anlatılıyor. Kitabın ilerleyen bölümlerinde o kadar uzatana kadar buraların biraz daha detaylı anlatılmasını, tanışmaları, ilişkinin ilerlemesini daha detaylı görmek isterdim. (SPOİLER…) Nişan kısmından sonra (yaklaşık sf.130) Füsun’un bir anda gitmesiyle beraber Kemal’in inanılmaz bir aşk acısına düşmesine tanık oluyoruz. Bu kısımlar başlarda güzeldi fakat sonralarına doğru sıkıcı hal almaya başladı. Yasın ilk başlarında hikayede Sibel’in olması beraber oldukları kısımlar yine bir nebze daha iyiydi. Ama Çukurcuma’ya geçtimiz zaman yani Füsun’un kaybolduktan sonra yaşadığı yer, bu bölümler başladığı zaman bitmek bilmiyor. Bi yerde o kadar sıkıcı bir hal alıyor ki kitabın başı ve sonu ne kadar güzel olsa da ortalarının bu denli kötü olması benim puanımı 6 lara kadar indiriyor. Yanlış anlaşılmasın ortaları dediğim kısım yaklaşık 250 sayfa kadar. Yani bu kadar büyük bir bölümde kitabın o çukurcuma dolaylarında dönmesi bi yerden sonra artık yeter dedirttiriyor. İnsanların çoğu burada yarım bırakma eğilimde oluyor. Ben de bazı yerlerde bırakmayı düşündüm. Sonlara doğru olaylar bağlanırken yine seviye bi tık artıyor ama eski havasına ulaşamıyor. Bu kısımlarda Füsun’un davranışları da bana garip geldi zaten Kemal’in 8 yıl oraya gidip gelmesi bana çok saçma geliyor, karşısına geçip konuşması ve olayı bi yerde sonuca bağlaması gerekiyordu bana kalırsa. Sonlarda Füsun’un naz yapmalarını, isteklerini söylemelerini anlıyorum tabi. Yıllarca bu anı bekledi hakkıdır. Ama en sonda her şey tamamken bir anda tekrar işleri yokuşa sürüklemesi, istemiyorum demeleri bir anda saçma geldi bana. Böyle bir kaza sonucu hayatını kaybetmesi de hikayede çok boşluk oluşturuyor. Her şeye rağmen kitabın en sonunda yazarın dahil olması, bana sanki bu olaylar gerçekten yaşanmış hissiyatını verdi. Bi an dedim ki Kemal cidden bunları yaşamış. Fikir çok ama çok iyi. Gerçekten bir müze yapması, bunların hayata geçmesi, gidip orada gerçek hayatta görebilmemeiz hikayeyi başka bir boyuta taşımış. Bu yüzden kitaba olan puanımı 2 arttırıyorum.
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,3bin okunma
·
71 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.