Son zamanlarda okuduğum en sarsıcı novellalardan biri olan Bahar Yaka'nın "Dikiş Tutmaz" kitabından bahsetmek istiyorum. Bu sadece kayıp bir kız çocuğunun hikayesi değil; bir apartmanın kolonlarına sinmiş vicdan azaplarının, suskunlukların ve dikiş tutmayan yaraların hikayesi...
Neden mi okumalısınız?
Mekan Değil, Bir Zihin: O eski İstanbul apartmanı sadece bir bina değil; yalanların kat kat biriktiği, herkesin her şeyi bildiği ama kimsenin konuşmadığı devasa bir "zihin" gibi. Işık vurdukça karanlık daha da görünür oluyor.
Zekice Bir Kurgu: Bölüm başlarındaki bulmaca soruları başta "Ne alaka?" dedirtse de, sayfalar ilerledikçe karakterlerin ruh halini yansıtan birer aynaya dönüşüyor. Kitap bittiğinde o bulmacanın tamamlanmış görselini görmek... İşte o an her şey yerli yerine oturuyor!
Adı Gibi "Dikiş Tutmaz": Yazar bizi rahatlatmayı değil, rahatsız etmeyi seçmiş. Karakterler mucizevi şekilde iyileşmiyor, yaralar kapanmıyor. Tıpkı gerçek hayat gibi; bazı sızılarla yaşamayı öğreniyoruz.
Maskelerin Yıkılışı: Finalde yıkılan sadece bir bina değil, karakterlerin yıllardır inşa ettiği o sahte düzen. Maskeler düştüğünde ortaya çıkan enkaz, fiziksel bir yıkımdan çok daha ağır.
"Hayat bir bulmaca. Bazen soldan sağa, bazen de yukarıdan aşağıya... Bildiklerimiz, bilmediklerimiz, bildiğimizi sandıklarımız..."
Eğer insan ruhunun karanlık köşelerini, gizemli apartman hikayelerini ve "bulmaca gibi" kurguları seviyorsanız bu yolculuğa mutlaka çıkmalısınız.
Bahar YakaDikiş Tutmaz