·344 syf.····Okunma: 19 Mart 2026 17:59 Ahhh içimi acıtan ve yaşadığım yaşamın kısmi noktalarına ayak basan kelimeler ile karşılamak yüreğimi sızlatmadı desem yalan olur. Mücella… adın ve hikayen uzun süre aklımda kalacak ve ileriye doğru adım atarken ister istemez yaşadıkların, hislerin, farkında olmadığın farkındalığın,çevrene bakışın gözlerimin önüne gelecek.
Mücella; babasız kız, anasının kızı Mücella… yaşanamayan hayatların da bir hikâyesi vardır. Ve bu hikayede kahraman Mücella idi. Çocukluğunu yaşamamış, bahçedeki ağacın ötesine çıkamamış, annesinin dibinden öteye var olarak varolmamış, evlenmemiş, kendi başına yaşadığı kımıltısız hayatın tekdüzeliğinde yaşamı sessiz sedasız akmış gitmiş…Acaba’larla dolu bir yaşamda saniyeleri saatleri Güler’i ve ömrünü tüketmiş bir kadın. Çevrenin bakışı, anasının sessiz sızlanışı, yaş ilerledikçe bekarlığın getirdiği acımasızlığı yaşamış ancak dışarıdan sakin görünsede iç dünyasında sürekli bir hesaplaşma almış başını gitmiş bir hayatın yansıması olmuş yaşamı.
‘Kiminin hayatı, izleyenleri tatmin eden bir sonuca bağlanmıştı,
mükemmel bir roman gibi. Kimininki sebepsiz sonuçsuz kalmıştı,
hayat gibi’. Kitapta geçen dizeler belkide Mücella’nın yaşamının kısa bir özeti gibi çıktı karşıma.
‘Her şeyi ciddiye almaya yazgılı, yalnız ve mutsuz ama mutsuzluğunun
farkında bile değil, kendi içinde bir nabız gibi atarak
çoğalıp duran bir kız çocuğu ile kuruyup girmiş yaşlı bir kız arasında yaşanması her zaman için olası bir sahneydi bu.
Tek farkla: Gerçek oldu.’ Gerçek olan Mücella’nın hayatına tanık olduğumda ‘ben’ olarak ne yapmam gerek diye bir düşündüm. Annem ve babamın çevresinde evlenen insanları duyunca yüzünde beliren ifade ilk başta komik-saçma ve gereksiz gelirdi; ama şimdi acaba haklılar mı diyorum. Yalnız yaşamanın hayatı yaşamak olduğunu düşünen ben ister istemez Mücella ile bir iç muhasebe yaptım. Düşüncem hala aynı ancak bir yerlerde ‘acaba’ düşüncesi aklımın bir yerinde hala var.