Gönderi

Edebi Bir Şölen
10/10
·136 syf.··
2026 14. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 19 Mart 2026 16:15
Rachel Cusk bu kitapta monolog tarzına yakın, mesafeli bir dil kullanıyor. Anlatıcımız M, hikayeyi Jeffers adında gizemli birine anlatıyor gibi konuşuyor. Yazar klasik bir olay örgüsünden ziyade karakterlerin iç dünyasındaki huzursuzluklara, sessiz savaşlara ve felsefi çatışmalara odaklanmış. Cusk’ın dili gerçekten çok lezzetli, her cümleyi sakız gibi çiğneye çiğneye okutuyor insana. Bu da romanı, düşük sayfa sayısına rağmen dolu dolu bir esere çevirmiş neredeyse her satırın altını çizmek istiyorsunuz. Hikaye, orta yaşlı bir kadın olan M'in, hayranlık duyduğu bir ressamı (L), ailesiyle yaşadığı bataklık kenarındaki evine davet etmesiyle başlıyor. M, bu sanatçının onun portresini yapmasıyla varlığının anlam kazanacağını, kendini onun gözünden görüp hayatına yeni bir boyut açacağını umuyor. Bu, onun görülme, duyulma ve onaylanma ihtiyacının en çıplak hali. Ancak beklediği o ruhsal aydınlanma yerine, büyük bir ego çatışması ve hayal kırıklığıyla karşılaşıyor. Kitaptaki Tony ve Brett karakterleri, M’in nevrotik dünyasını dengeleyen, adeta gerçek olamayacak kadar kusursuz idealize edilmiş karakterler. Tony’nin o sarsılmaz rasyonalitesi ve Brett’in çabasız güzelliği, M ve L arasındaki o bencil çatışmayı daha da absürt, yer yer de kara mizah tadında bir boyuta taşıyor. Bu karakterlerin "mükemmelliği", M’in kendi içindeki parçalanmışlığı daha sert bir şekilde yüzümüze vuruyor. Cusk, kadın olmanın getirdiği hayatta kalma stratejilerini ve başkalarının konforu için harcanan enerjinin ruhsal aydınlanmayı nasıl engellediğini muazzam bir dürüstlükle tartışıyor. M, karşısındakine (L'ye) bakarken şunu görüyor: Bir erkek için özgürlük, nefes almak gibi doğal bir şey. M’e göre bir kadın bedeniyle doğmak ise hayata zaten "borçlu" ya da "kısıtlı" başlamak demek. Kitabın orijinal ismi olan “The Second Place", katmanlı anlamıyla kitabın ruhunu tamamlıyor. Çevirmen başarılı bir iş çıkarsa da bu kelime oyununu Türkçeye tam yansıtmak zor. Fiziksel olarak M'in bahçesindeki misafir evi kastedilse de asıl mesele M'in kendi hayatındaki konumu. O, hayatı boyunca hep "ikinci sırada" kalmış; birinin eşi, annesi veya ev sahibi olmuş... Kendi hayatının başrolü değil, hep bir başkasının parlaması için ayrılmış o "ikinci alan" gibi hissediyor. Kendi hayatımızın başrolü müyüz, yoksa bir başkasının dehasına hizmet eden o "ikinci yer" miyiz? Sanat ve gerçeklik üzerine bu derin tartışmayı, Cusk'ın o keskin ve dürüst kalemiyle okumak sarsıcı bir deneyim.
Diğer EvRachel Cusk · Yapı Kredi Yayınları · 2022452 okunma
·
50 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.