5/10
·448 syf.··
2026 27. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Mart 2026 21:18
Merhabalar herkese çok ama çok özenilmiş bir baskısı olan renkli görselleriyle adeta okurken beni mutlu eden bir kitapla geldim bugün size: #brandonsanderson #zümrütdenizlitress Bu roman, Cosmere evrenindeki görsel açıdan en çarpıcı hikayelerden biri. Sürekli renkli sporlar yağdıran 12 uydusu olan fantastik Lumar gezegeninde geçen hikaye, canlı spor denizleriyle kaplı bir dünyayı anlatıyor. Her spor türü suya maruz kaldığında farklı tepkiler vererek türlü türlü büyülü efektler yaratıyor. Tabletler gibi bazı teknolojik unsurlar da eklendiğinde, fantastik yönden tatmin edici bir evren buluyoruz. Tress, işinin ehli, bilim meraklısı bir kız. Sporlarla duvarlar inşa ediyor, silahlar yapıyor, hatta onlarla evcil hayvanlar bile yetiştiriyor; yaratıcılığı ve becerikliliği çok. bu kitapta bir prensi kurtarmak için bir kadın yola çıkıyor. Anlatıcımız Hoid isminde bir karakter. hikayeyi o anlatıyor gibi yazılmış ama biraz kafa karıştırıcı çünkü sanki Tress'in bakış açısından okuyor gibiyiz bir anda Hoid devreye giriyor ve hiçbir yazı karakteri farklılığı olmadığı için bir an afallıyoruz. bunu hiç sevmedim. Hoid'i de sevmedim zaten bana içten pazarlıklı geldi. Hoid’in sık sık yaptığı felsefi monologlar akışı kesintiye uğratıyor ve Tress’in gözünden hikayeyi yaşamaktansa, onun hikayeyi anlatmasını dinliyormuşum gibi hissettiriyor. Denizde yapılan yolculuk o kadar uzun geldi ki beni biraz sıktı açıkçası. Karganın şarkısı gemisine korsan olarak bindiği andan itibaren geçmek bilmedi. Tress'e yolculuğunda eşlik eden bir de fare var: Huck. kendisi bir lanet sonunda fare bedenine hapsolmuş. Tress ile olan diyalogları bazen çocuk kitabı seviyesine inse de yine de okuması renkli bir karakterdi. olay örgüsünde ivme eksikliği var, genel tempo düşük. Aşırı güzel baskı ve verdiğim para olmasa yarım bırakırdım. malesef ki çapraz okuma sırasındaki 6 kitap içinde en az okumayı istediğim kitap oldu. Büyük kötü karakter Riina, yapay zeka gibi akıllı ve tonlarca sihre sahip, dünyalar arası seyahat eden bir büyücü, ancak bir şekilde Tress'in burnunun dibinde bir saldırı planladığını fark etmiyor. Tress'in spordan yapılmış silahlarıyla alay ediyor, ancak birkaç saniye sonra dev askerleri paramparça oluyor. Sonunda tek yaptığı Tress'i duvara çarpıp bol bol bağırmak oluyor. İronik bir şekilde, benim için en akılda kalan karakter, zombi Ulaam'dı. Tress de başta anlatıcının da dediği gibi aşırı sade ve normal bir karakter iken birden büyük şeyler başaran karaktere dönüşüyor. Tress hakkında sevdiğim , çok renksiz ve sporlarından dolayı oldukça tehlikeli olan kimsenin kalmak istemediği bir kasabada kendini mutlu edecek fincanları ve dükün oğlu prense duyduğu sevgi. öyle ki çok tehlikeli bir yolculuğa çıkıyor. dünya inşaasına gelirsek, oldukça özgün bir fantastik dünya var ki ben çok beğendim. her ne kadar spor mevzusu sonrasında pokemon olayına dönüştüyse de gezegendeki 12 farklı aydan farklı renkte sporların dökülmesi bu sporların denizleri oluşturması ve her renk sporun da farklı bir sihirli güce sahip olması bence oldukça iyiydi. sonuç olarak beklentimin altında kalan ancak çok farklı bir dünya okumak isteyenlere önerebileceğim, bir kitap oldu.
Zümrüt Denizli TressBrandon Sanderson · İthaki Yayınları · 2024178 okunma
·
59 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.