"Muhtarla konuşuyorum: Halkodası'nın yapısını ver, kitaplık yapayım! Beyim diyor, bizim yolumuz, köprümüz, çeşmemiz yok; kitaplığı ne yapacağız? Anlatıyorum ona: Eğer kitaplığınız olursa, yolunuz, çeşmeniz, köprünüz de olur! " #alıntı
Ürgüp'te bir kitaplık vardı fakat insanlar kitap okumuyordu. Madem insanlar kitaplığa gelmiyor, o insanlara gitmeli, ne yapıp edip kitapların okunmasını sağlamalıydı. Mustafa Güzelgöz boş oturmayı sevmiyordu.Uğraşıp didindi, sekiz köye kitaplık açtı. Bu kitaplıklara kadınlarda gelebilsin diye dikiş makineleri koydu. Çünkü onun asıl derdi köylülerde. Köy halkına birçok alanda rehber oldu. Kitaplık kuramadığı köylerin halkına kitap ulaştırma işini eşeklerle sağladı. Önce iki sandık yaptırıp bunları eşeğe yükledi. Sonra düştü yollara... Otuzdan fazla köyün insanına hizmet verdi. Kısaca onun yaptığına, köy halkına eşekle kitap taşımak denebilirdi. İşte bu sebepten dolayı Mustafa Güzelgöz “Eşekli Kütüphaneci” olarak anılırdı.
Kitabın bir diğer önemli ismi Dimitrios Katsikas... Yunanistan'ın Larisa şehrinden gelen bu adam, yıllar önce bu topraklardan göçe zorlanan ve bir daha buraya dönemeyen akrabalarının yerine bu güzel yöreyi gezmek istemiştir. Ve tesadüf onu Mustafa Güzelgöz ile bir araya getirir. Yöreyi birlikte gezen iki insan arasındaki sevgi bağı artar. Bu sevgi bağı Dimitrios ve Mustafa Bey'in oğlu Aziz arasında da kurulur ve kan kardeşi olurlar. İki genç Larisa ve Ürgüp şehirlerini kardeş şehir yapmayı isterler ancak bu iş sandıkları kadar basit olmayacaktır...
Kitap hem güldüren hem de düşündüren harika bir eser...