Gönderi

Zemberekkuşu'nun Güncesi
7/10
·738 syf.··
Beğendi
·
2025 67. kitabı
·
35 günde okudu
·
Okunma: 20 Aralık 2025 20:23
Oku oku bitmeyen, okudukça yazarın bir taraftan yazmaya devam ettiği sanrısına kapıldığım kitap, ‘Zemberekkuşu’nun Güncesi’ bir Haruki Murakami klasiği. Murakami’yle kuyuya inmeye, konuşan kedilerle karşılaşmaya, paralel evrenlere geçmeye, marjinal kadınlarla zaman geçirmeye alışkınım. Hem de son derece sakin ve gündelik bir dille. Yine sessiz bir anlatıcının hayatına giriyoruz bu kitapta. Tuhaflıklar alabildiğine sınırsız. Elimde olmadan, “Keşke gerçek hayatta da bu kadar kolay olsaydı bir şeylerle karşılaşıp keskin kararlarla hayat rutininden çıkabilmek,” diye düşündüm. “Hayat filmlerdeki gibi olsa!” klişesi gibi. Bu kadar uzun bir kitabı hiç sıkılmadan okuyabilmek yazara olan saygımı arttırdı. Özellikle, yazarın tarihi olayları ve anlatıları kurguya yedirme biçimi ilginin kaybolmasını engelleyen unsurlardan biri. Geçmişle yüzleşmeden iyileşmek mümkün mü, kötülük nerede başlar, sessizlik suç ortaklığı mıdır sorularını sorar aslında Murakami. Düşünen insanın, hayatının belli dönemlerinde sormadan geçemediği sorularla yüzleştirir bir bakıma okuru. “Bu soruları sormak aklınıza gelmediyse sorun,” der gibidir. Sık kullandığım “Dünyanın bir balkonu bile yok!” ifadesine benzer bir alıntı yakaladığıma da sevindim. “Bir yerlerde dünyanın sınırı türünden bir şey olmalı.” (s. 417) Ama yok! Ben gittim ‘en ucu’ denen yerlere dünyamızın. Dönüp dolaşıp aynı yere dönmekle kalmadım, normal şartlarda dünyanın bir çıkışı olmadığını kendim test etmiş oldum. Çok iyi alıntılar yakalayabileceğiniz derya deniz bir roman Zemberekkuşu’nun Güncesi. İşte onlardan sadece biri: “Sanki insanlar benim ait olduğum dünyanın kenarından teker teker düşüyorlar.” (s. 417) Hiç kendinizi bu dünyaya sıkışmış gibi hissetmeyin. Ölüm var sonuçta! Bir de uzaya gitme çabası zavallı insanın…
Edebiyat & Roman
Zemberekkuşu'nun GüncesiHaruki Murakami · Doğan Kitap · 20182,940 okunma
·
52 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.