·260 syf.··Beğendi
···Okunma: 24 Mart 2026 11:09 Jean-Paul Sartre: (1905-1980)
Eser yayın tarihi: 1938
Bulantı romanı 1930’lu yıllarda geçiyor.
• Olaylar Fransa’da, kurgusal bir şehir olan Bouville’dedir.
• Anlatıcı Antoine Roquentin günlük tutar
• Bu günlükler de 1932 yılına tarihlenir
Bu dönem seçimi de tesadüf değil:
• Avrupa’da belirsizlik
• Savaş öncesi huzursuzluk
• İnsanlarda anlam krizi
Yani romanın “iç sıkıntısı”, dönemin ruhuyla da uyumlu.
Var mıyım , yok muyum . Nasıl varım? Düşüncelerimle mi varım? Geçmişim var mı?
Varoluş her yerde
Varlığını arayan, onu bütünle bağlantıda ve kendine has olanı açığa çıkarmada bulan karakterin yol alış hikayesi.
Anny romanın “felsefi kalbini” en net gösteren kişilerden biridir.
Anny’nin asıl önemi ne?
Anny, Roquentin’in eski sevgilisidir. Ama “sadece eski sevgili” değildir: O, geçmişte anlamlı olan tek şeyin sembolüdür.
Roquentin’in hayatında:
• ilişkiler dağılmıştır
• şehirler değişmiştir
• insanlar yüzeyleşmiştir
Ama Anny kalmıştır:
“Bir zamanlar hayatımın anlamı vardı” duygusu
1. “Mükemmel an” fikri
Anny’nin en önemli özelliği şudur:
• Hayatta bazı anların “kusursuz” olması gerektiğine inanır
• Bu anlar tekrar edilemez
• Ve tekrar edilirse bozulur
Yani:
“Gerçek anlam, sadece bir kere yaşanır.”
Bu çok önemli bir fikir.
2. Roquentin’in kırıldığı yer
Roquentin Anny’yi tekrar görmeye gider.
Beklentisi:
• eski duygunun geri gelmesi
• bir “anlam kıvılcımı”
Ama olan şey:
• hiçbir şey geri gelmez
• geçmiş artık “yaşanmaz”dır
• sadece hatıradır
Ve bu, Sartre’ın ana fikrini çiviler:
Geçmiş bile artık “var değildir”, sadece zihinde kalmıştır.
3. Zamanın geri dönmezliği
Anny şunu temsil eder:
• İnsan geçmişi romantize eder
• Ama geçmişe geri dönülemez
• Ve hiçbir duygu “tekrar üretilemez”
Bu farkındalık Roquentin’i şuna iter:
Hiçbir şey sabit anlam taşımaz.
4. Varoluşsal darbe
Anny’nin sahneleri şunu gösterir:
• aşk bile “kalıcı anlam” değildir
• hatıra bile güvenli değildir
• insan kendi geçmişine bile tutunamaz
Bu yüzden Anny:
romandaki en büyük “yıkım” noktalarından biridir
Sartre’ın sonucu:
“Hiçbir insan ve hiçbir an kalıcı anlam vermez.”
Anny =
“Geçmişte anlam vardı illüzyonunun çöküşü”
Bay Achille:
“Dünyayı hazır açıklamalarla kontrol ettiğini sanan insan”
Roquentin ise:
“Bu açıklamaların aslında boş olduğunu gören insan”
Sahne
La Nausée
Antoine Roquentin
Roquentin pazar günü insanları izler:
• Aileler
• Memurlar
• Orta sınıf insanlar
• Düzenli, temiz, “normal” hayat yaşayanlar
Neden özellikle Pazar?
Çünkü Pazar:
• İnsanların en “düzenli” ve “anlamlı” göründüğü gün
• Herkes rolünü oynar:
• iyi baba
• düzgün vatandaş
• saygın insan
Yani toplumun kendini en güzel gösterdiği sahne
Roquentin ne görüyor?
Ama o şunu fark eder:
• İnsanlar gerçekten “o kişi” değil
• Sadece rollerini oynuyorlar
• Hayatları:
• alışkanlık
• tekrar
• boş rutin
Ona göre bu insanlar:
“yaşıyor gibi yapan insanlar”
Neden rahatsız oluyor?
Çünkü Roquentin:
• Artık bu oyuna inanamıyor
• O “sahte düzeni” görüyor
Ve içinden şöyle geçer:
“Bunların hepsi yapay… ama kendileri gerçek sanıyor”
Sahnenin anlamı
Sartre burada şunu söylüyor:
• Toplum sana hazır bir kimlik verir
• Sen de onu kabul edip yaşarsın
• Ama bu gerçek bir varoluş değildir