Salman Rushdie 'nin bu kitabını elime alırken "yine mi tarihî roman?" diye düşündüm ama sayfalar ilerledikçe fark ettim ki bu sıradan bir tarihî kurgu değil, adeta bir masal şöleni. İki farklı dünya arasında gidip gelmek Akbar'ın sarayındaki ihtişam ve Floransa'nın dar sokakları başta biraz kafa karıştırıcı gelse de, hikayeler birbirine öyle güzel kenetleniyor ki sonunda bu yapı kitabın en büyük cazibesi haline geliyor.
En çok etkilendiğim nokta, hikaye anlatımının gücüne dair yapılan vurgu. Saraydaki yabancı, büyükannesinin öyküsünü anlatırken gerçekle kurgu arasındaki çizgi bulanıklaşıyor ve biz okuyucu da "acaba bu gerçek mi yoksa uydurma mı?" diye sorgularken buluyoruz kendimizi. Rushdie burada ustaca bir oyun kuruyor; hikayelerin insanları nasıl büyülediğini, inancın gerçeği nasıl yaratabildiğini gösteriyor. Akbar'ın hayalindeki karısı Jodha hem gerçek hem değil işte, bu ikilik çok hoşuma gitti.
Karakterler canlı ve renkli. Özellikle "Il Machia" yani Machiavelli, sıradan bir tarihî figür olmaktan çıkıp arkadaş canlısı, biraz çılgın ama zeki bir tip olarak karşımıza çıkıyor. Qara Köz ise kitabın gerçek yıldızı; güçlü, gizemli ve çekici. Kadın karakterlerin bu denli merkezde olması, Rönesans ve Moğol dünyasında erkek egemenliğine rağmen, okuma deneyimini zenginleştiriyor.
Olumlu yanları saymakla bitmez: Dili şiirsel, betimlemeler gözünüzde canlanıyor, kokuları, renkleri hissediyorsunuz. Rushdie kelimelerle resim yapıyor adeta. Tarihî detaylar da boşuna değil, her şey hikayeye hizmet ediyor.
Ama eksikleri de var. Bazen o kadar çok karakter, o kadar çok olay sıkıştırılmış ki nefes alacak yer bulamıyorsunuz. Paragraflar dolusu betimleme okurken "hikaye nereye gidiyor?" diye sormadan edemiyorsunuz. Özellikle orta kısımlarda tempo biraz düşüyor, sabır gerektiriyor. Ayrıca cinsel içerikli sahneler bazen hikayeden çok öne çıkıyor, bu da rahatsız edici olabiliyor.
Sonuç olarak "Floransa Büyücüsü", kolay okunan bir kitap değil, ama sabredenleri ödüllendiriyor. Eğer ağır, yoğun, ama bir o kadar büyüleyici bir okuma arıyorsanız, sarayın ihtişamına ve Floransa'nın sokaklarına dalabilirsiniz. Benim için unutulmaz bir deneyimdi, özellikle son yüz sayfası soluksuz okudum.