Salman Rushdie 'nin bu kitabını elime alırken "yine mi tarihî roman?" diye düşündüm ama sayfalar ilerledikçe fark ettim ki bu sıradan bir tarihî kurgu değil, adeta bir masal şöleni. İki
Yazar, muhafazakâr çevrelerde yaşayan başörtülü kadınlarla konuşmuş. Ama konu kadınların kendileri değil, erkekler. Daha doğrusu, bu kadınların gözünden erkekler. "Türbanlı erkekler" tabiri
Yüreğinin Götürdüğü Yere Git ’in bıraktığı duygusal boşluğu tamamlayan bir devam hikâyesi gibi. İlk kitapta büyükannenin sesini takip ederken, bu kez torunun kendi iç sesine kulak veriyoruz. Benim