BaYSuS

BaYSuS
Sömürge, bir ülkenin başka bir devlet tarafından siyasi ve ekonomik olarak kontrol edilip kaynaklarının kendi çıkarına kullanılmasıdır. Tarihte sömürgeci ülkeler, başka halkları sömürerek kendi
Reklam
Kızlarınıza Öyle Bir Sevgi Verin Ki Asla Eksikliğini Aramasınlar. Sevin onları. Öyle sevin ki bir ömür boyu sevgiyi yanlış ellerde aramak zorunda kalmasınlar. Öyle değer verin ki, değersiz olanın gözlerine bakıp bir şey bulacaklarını sanmasınlar. Bir kız çocuğu sevgiyi evde öğrenir. Sevginin ne olduğunu, ne olmadığını, nasıl verilmesi ve nasıl alınması gerektiğini… Eğer bunu ona öğretmezseniz, onu eksik bırakırsanız, bir ömür boyu tamamlamaya çalışır. Ve bazen yanlış yerlerde. Bir kadını en çok eksiklik yorar. Eksik sevgi, yanlış bağlılıklar doğurur. Sahte iltifatlar, kırık gururlar, sevilmek için ödün verilen benlikler… Sevgiyi, değer görmeyi hak ettiğini bilen bir kadın ise, kaybetmekten korkmaz. Çünkü bilir ki sevgi dilenmez. Sevgi, hak edilen bir şeydir. Ona sevginin şefkatle birlikte geldiğini öğretin. Ona, kendisini olduğu gibi sevmenin nasıl bir şey olduğunu gösterin. Çünkü kendi değerini bilen bir kız, değersiz olana prim vermez. Bir ömür boyu, ciğeri beş para etmez bir adamın gözlerinde sevgi aramaz. Kızlarınızı öyle sevin ki… Sevgi ona muhtaç olduğu bir şey değil, içinde taşıdığı bir güç olsun.
Öküz Krizi
Ekonomi darmadağın, fiyatlar uçmuş, maaşlar yetişmiyor, yetişse de yetmemiş gibi hissettiriyor. Arkadaşımla oturmuş, tam da bu dertleri konuşuyorduk. Muhabbet koyulaştı, konu Kurban Bayramı'na geldi. Gözlerimi devirdim, iç çekerek: "Bu sene öküzler çok pahalı." dedim. Ve işte o anda, kaderin cilvesi devreye girdi. Yanımızdan geçen bir adam aniden durdu. Omuzları gerildi, gözlerini kısıp bana dikti: "Sen kime öküz diyorsun?!" Şimdi, normalde ben böyle durumlarda kısa bir bocalama yaşarım. Ama bu sahne öyle absürt ki, beynim anında devreye girdi: Kimseye öküz demedim kardeşim, kurbanlıklardan bahsediyorum! Ama yok. Adam aldı başını gitti. "Bana nasıl öküz dersin!" diye yükselmeye başladı. Sokaktaki insanlar artık konuya dahil olmuştu, millet ortamı izliyor. Ben açıklama yapmaya çalışıyorum, "Kurbandan konuşuyorduk, ekonomi falan" diyorum ama adam bildiğini okumaya devam ediyor. Bir noktada artık uzatmanın anlamı olmadığını fark ettim, zar zor durumu yatıştırdık. Ama asıl mevzu şuydu: Bu adam neden kendini direkt öküz yerine koydu? Yani ben basbayağı hayvanın fiyatından bahsediyordum. Sokaktan geçen biri, üzerine hiç alınmaması gereken bir kelimeyi alıp içine sindirdi, sonra da bana patladı. Acaba kendine yapılan eski hakaretleri mi hatırladı? Yoksa içinde biriktirdiği öfkeyi bir yerlere yönlendirmek için mi fırsat kolluyordu? Belki de kimse ona bir şey demese bile hep o gözle bakıyordu. Bazı insanlar, bir kelimenin içine kimliğini sığdırıyor. Halbuki olayın onunla zerre ilgisi yoktu. Ama ne yaparsın, işte sokak böyle yer tam yanından geçerken sana çarpar.
Hayata Dair
Gecenin kollarında saklı bir ışık, Sabırla bekleyen gözlerde yanar. Karanlığın örtüsüne yazılmış bir yazı, Sessizliğin içinde fısıldar. Bir kalp atışı, ritmiyle anlatır, Umudun sesini, yıldızlara sunar. Melodi değilse de kelimeler dans eder, Geceyle konuşan ruhu uyandırır. Gölgeyle yarışan solgun bir ay, Gecenin sayfasına düşen narin izler. Sabırla bekleyenler bilir ki, Karanlık içinde saklı bir güneş vardır.
BaYSuS
BaYSuS
Şiir
Sözler Meclisi'nin Karışık Günü
Bir gün Sözler Meclisi'nde büyük bir toplantı yapılmasına karar verilmişti. Amaç, birbirinden farklı sözcükleri bir araya getirip, dilin nasıl renkli ve eğlenceli hale geldiğini konuşmaktı.
Reklam