Alper Canıgüz’ün kendine özgü anlatım tarzı, ironisi ve yer yer absürtleşen kurgusu, kitabı sıradan bir hikâyenin çok ötesine taşıyor.
Roman boyunca karakterlerin iç dünyalarına derin bir şekilde giriyoruz. Özellikle kırılmışlık, hayal kırıklığı ve insanın kendisiyle olan mücadelesi çok güçlü bir şekilde işlenmiş. “Rencide ruhlar” kavramı, kitapta sadece bir tema değil; neredeyse tüm karakterlerin ortak kaderi gibi hissettiriyor.
Yazarın dili oldukça akıcı ama aynı zamanda düşündürücü. Bazı cümlelerin altını çizme isteği uyandırması benim için kitabı daha da özel kıldı. Mizah ve hüznün iç içe geçmesi ise en sevdiğim yönlerinden biri oldu. Hem gülümseten hem de insanı içten içe sarsan bir anlatımı var.
Kitapta zaman zaman karmaşık gelen yerler olsa da bu durum, hikâyenin çok katmanlı yapısından kaynaklanıyor. Okudukça parçalar yerine oturuyor ve bu da okuma deneyimini daha tatmin edici hale getiriyor.