benim için bir hikâye anlatıcılığından ziyade, insanın içindeki o en karanlık, en "terbiyesiz" arzuların üzerine tutulmuş kirli bir fener gibi. Kitabı okurken kendimi bir suç ortağı gibi hissetmekten alıkoyamadım; yazarın o tekinsiz üslubu, sanki masumiyeti yavaş yavaş soyup soğana çeviren bir celladın sakinliğiyle işliyor ruhunuza.