·232 syf.····Okunma: 20 Mart 2026 15:58 Katalan bir ailenin dört kuşağının hikayesiyle beraber yirminci yüzyılın ilk üç çeyreğinde İspanya’nın toplumsal ve siyasi bir portresini muazzam bir şekilde çizerken, bunu aynı zamanda feminist bir perspektiften sunan, bayılarak okuduğum bir roman “Kiraz Mevsimi”.
1974 yılında başlıyor metin; reşit olmadan (o zamanın İspanya’sında yirmi beş yaşa tekabül ediyor bu) evini, Barcelona’yı terk eden Natalia’nın on iki sene sonra eve dönüşünü okuyoruz önce. Bu giriş, romanın Natalia odaklı ilerleyeceğini düşündürtse de öyle olmuyor; yazar zamandan farklı kesitlerle ailenin dört kuşağını anlatıyor kronolojik sıra kaygısı gütmeden. Franco rejiminin son yıllarından bakıyoruz önce İspanya’ya, sonra iç savaş öncesi, sırası ve sonrasını da görüyoruz farklı kuşaklar üzerinden. Nesiller değiştikçe değişenleri ve değişmeyenleri gözlemlerken, Katalan burjuvazisinin iç dünyasına ve Katalan-İspanyol farklılıklarına da tanıklık ediyoruz.
Romanı şahane yapan iki etken var bana göre: Birincisi, yazar bireysel hikayeleri kurmakta da toplumsal hikayeyi bu bireysel hikayelere eklemlemekte de çok başarılı. Karakterlerin iç dünyaları, aile içi bağlar, evlilikteki dinamikler, kuşaktan kuşağa aktarılan duygusal bagajlar etkileyici. Bunların yanı sıra da değişen toplumsal eğilimler, hakim siyasi ideolojiler, hatta gelenekler ve ahlak kuralları ustalıkla yedirilmiş kurguya. İkincisi, dediğim gibi feminist bir perspektiften de bakıyor yazar; dönemine göre de son derece cüretkâr olduğunu söylemek mümkün. Kadınların gündelik hayatı, evlilikteki güç dengeleri, aile içindeki konumları, arzu ve istekleri, bunlarla beraber toplumsal normlar ve hatta doğum kontrolüyle beraber değişenler gibi meseleleri yine aynı ustalıkla dahil etmiş hikayeye.
Bir süredir bir kitap bittiği için böyle üzülmemiştim sanırım. Tadı damağımda kaldı. Katalanca aslından çeviren kıymetli çevirmen Emrah İmre başta olmak üzere emeği geçen herkese okur olarak kendi adıma teşekkür ederim.