Gönderi

Eğri basma şöyle olur, doğru basma böyle olur.....
Puan vermedi·384 syf.··
2026 12. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 20 Mart 2026 06:07
Bu kitaba dair söylenecek şey zannımca başlığa da koyduğum "Eğri basma şöyle olur, doğru basma böyle olur..." ifadesinden anlaşılacağı üzere yahut da daha doğrusu benim anlamı oraya yakın bulduğum şekliyle hep bir ikilem içinde yaşamak zorunda kalan insanların hâl-i pür-melâli üzerine bir roman olduğudur. İflahsızın Memmed için düşüncelerinde gezer yaşam çoğu zaman, yaşanmışcasına; virtüel... Meseleleri, davranışlarını, yapıp edeceklerini, konuşacaklarını düzenler durur. Düzenledikleri düzlüğe çıktıklarında lâkin nereye adım atacağını pek de bilemez. Romandaki birçok kahraman için böyle bu, farklı derecelerde olmakla birlikte....Aktüelin alanında, güçleri/kudretleri nispetinde eğrileri ve doğrularıyla vücut bulan insanlar arasında toplumsal açıdan kudreti itibariyle daha düşük konumlarda yer alanlar, eğrileriyle de doğrularıyla da ne yapacaklarını bilemezler; insanlık savaşının ortasında bir anda kendi olmaklıkları ile değil olması gerekenlerle karşı karşıyadırlar. Eğer kudret derecesi açısından yeğinlikli bir konumda değillerse, hangi alanda neyi yapacaklarının karar vericisi de kendileri değildir pek. Bazen eğri ile bazen doğru ile bir o yana bir bu yana çarpıp dururlar. Sırf bu yüzden roman kahramanları bazen yarattıkları eğrilik alanlarında rahatlığına kavuşurlar bir süreliğine... Gariptir gibi gelse de pek garip değildir bu ülke kendini görünür alanında kendi öz yurttaşından sakınmıştır , hatta görünür alana çıkarmamıştır bile çokluk, geçmiş televizyon yayınlarımız bunun bizatihi örneğidir. Susuz Yaz filmi ve uğradığı sansür de bunun bizatihi örneğidir. Böyle bir Türkiye yok olamaz da... Böyle buyurdu kudretlilerimiz... Ülkenin asker ocağında, cephesinde, tarlalarında, inşaatlarında, ormanlarında, her türlü ağır iş alanlarında görünür olanlar kent meydanlarında ve dünyaya açılan yüzlerde görülmek istenmedi. Devletinin ve onun makbul insanının karşısında yadırgı bir yurttaş... Lümpen proletaryanın hikâyesi diyebiliriz, savrulup duran... İçinde yer aldığı toplumsal gerçekçi akımın diğer örneklerinden farklı olarak Orhan Kemal çok daha saf, stereotipler açısından çok daha zengin, siyasi bakışa daha az kurban edilmiş bir hikâye sunuyor. Siyasetin kitapta yeri yok değil elbette var çünkü siyaset hayatın içinde ve üstelik olmadığı kadar içinde cepheleşme döneminin etkisi olarak. (Rahmetli dedem de ilçe ileri gelenleri tarafından hâlâ neden Vatan Cephesine katılmadığı için suale tâbi olanlardan, sorgu suali bitmeden ihtilâl gelmiş...) Bu dönemde insanların taraflanışları üzerinden siyasi dozajın pek de fazla olduğu söylenemez. Roman Lütfi Ömer Akad'a ithaf edilmiş Orhan Kemal tarafından. Hep düşündüm Akad çekebilseydi nasıl bir film olurdu. Sinema için yazıldığı o kadar belirgin ki; karakter geçişleri, duraksamalar, kesmeler... Usta işi uzunca bir senaryoya hazırlık... Neyse işte çoğu aklımda kalsın yine... Çocuktum ilçemizin köylerinden sırtlarına yorganlarını ve yataklarını denk edip, elinde bavuluyla her yaz bitiminde akın ederdi gurbetçiler, genellikle bahar kadar çünkü köylerinde de daha çok iyi kötü ekilecek dikilecek bahçeleri ve yevmiyelik işler, daha az da aileleri var. Kentlere gidişleri göz zevki bozmak için değil, o göz zevkini inşa etmek için ve doymak için.. Yılmazlar, yorulmazlar, didinirler ve varoluş sancısı çekmezler. Beckettvari bir şeydir onlardaki: "Kalk lan kalk. Gene yaparık, yenisini yaparık!"
Gurbet KuşlarıOrhan Kemal · Everest Yayınları · 20201,530 okunma
·
259 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.