·488 syf.··Beğendi
···Okunma: 21 Mart 2026 01:49 Söyleyecek o kadar çok şey var ki…
~Spoiler~
Öncelikle bu kitabı okumadan önce, Netflix’de filmini izlemiştim. Eski dönemi yansıtan bir film izleme isteğim üzerine ChatGPT’nin bana önerdiği bir filmdi bu. Filmi çok sevmiştim, ters köşe filmleri hep severim. Daha sonra bu romandan uyarlama olduğunu öğrenir öğrenmez hemen kitabını da okuma isteğim baş gösterdi haliyle. Tabii kitabı satın alıp okumam aylar sonrasına, şimdiye nasip oldu. Kitabı nasıl 4 günde bitirdim inanamıyorum. Sanırım sadece bugün 300’e yakın sayfasını okuyarak kendi çapımda minik bir okuma rekoru kırmış olabilirim. Okurken aklımda şu vardı: “Keşke önce kitabını okusaydım. Neler olacağını biliyorum. Filmini izledim. Böyle hiç heyecanlı değil.” Fakat bu bile gözlerim ağrıyana kadar kitabı aralıksız okuyup bitirmeme engel olmadı. Çünkü kitaptan farklı birçok detay vardı. En başta tabii ki Rebecca’nın gittiği doktordan bilgi alınma durumu. Filmde kızımız (ah bir ismin bile yok, kıyamam sana) hemen önden doktorun ofisine giderek Maxim’i suçlu çıkaracak belge varsa bulup yok etmeye çalışıyordu. Ama kitapta öyle değildi. Maxim’in yanından hiç ayrılmıyordu. Londra’ya, doktorun evine saatler süren bir araba yolculuğu yapılıyordu. Daha bunun gibi birçok fark vardı.
Kitaba gelelim. Şimdiye kadar okuduğum en eşsiz, en farklı ve sürükleyici romanlardan biriydi bu. Genç bir kadının, kendinden yaşça büyük, soylu bir adam ile evlenerek onun dillere destan, meşhur evinde, ölen eski karısının bölgesinde yaşamasının hikayesini okuyoruz. Kitap boyunca Maxim’in hala eski karısı Rebecca’yı sevdiği, ölümünün onu hala çok etkilediği ve onu unutamadığı izlenimini alıyoruz. Bu da haliyle “Neden bu kızla evlendin o zaman? Yazık değil mi? Gerçekten de evde yalnız kalmamak için miydi bu?” Diye sorup adama saç baş girme isteği veriyor okuyucuya, normaldir. Fakat sonra anlıyoruz ki işler bambaşka. Kitapta en çok adı geçen kadın belki de Rebecca, Maxim’in ölen eski karısı, bir ruh gibi sanki hala evde dolaşmaya, evin sahibi gibi görünmeye devam ediyor. Bu da okuyucuyu ürpertiyor. Beni çokça sarsan ve uzun süre unutamayacağım bir romandı bu.