Puan vermedi·238 syf.····Okunma: 21 Mart 2026 01:33 Ba yıl dım !
Ba yıl dım!
Allah'ım bayıldım ya
Düşünüyorum öyleyse varım
Ben de düşlüyorum öyleyse varsınız
Mübarek idealar alemi
Rüya içinde rüya resmen göndergeler resmi geçidi. Anar öyle muazzam kurgulamış ki o tüm bunları kurgularken bir köşede sessizce onu izlemeyi isterdim. Şükür ki bunu da düşünmüş kurgulamış romanın içinde öyle güzel dolaşıyor ki sanırsın orada değil ama yer mi kitap kurdu djdhshshshs yemez. Şu ana kadar okuduğum en komik kitap olur kendileri. Saygıyla eğiliyorum karşısında bir serhenk gibi djdjsjsj ulema ihtilafa düşse de velhasıl çok güzelsin yia
İstanbul İstanbul olalı böyle düşler görmedi kaldı ki İstanbul o düşünüyorsa varsın yoksa yoksun hani djdjsjsjsjsjsjsj Rendekâr'ın Zagon Üzerine Öttürmelerine mi Alibaz'ın Efrasiyab olup mahalleyi birbirine katmasına mı Dertli'nin yıldırımla derdine mi hangisini söyleyeyim? Divan şiirinde geçen gezegenlere kadar bayıldım. Ama en çok bir zamanlar güçleriyle dünyaya hükmetmiş kim varsa onları parodileştirip yeniden yaratıp güçsüzleştirmesi çok farklıydı. Zülfiyar Divan şiirinde zülf sevgilinin saçıdır ve zülf sevgilinin saçı aşık için amberdir sümbüldür reyhandır kısaca güzel kokuların ülkesidir. Ama aşık o ülkeye ancak bakmakla yetinir. Çünkü sevgili aşığa zulmeder. Bir de sevgilinin saçı aşığı hapseden bir zincirdir. Oysa Anar onu bir casus yapıp "Büyük Efendi"sinden korkan bir köle konumuna getirmiştir. Ama Zülfiyar huyundan vazgeçer mi efendisi dışındaki herkese zulmetmeye devam eder. Bünyamin'in Müşteri adını taktığı maymun peki Müşteri divan şiirinde Jüpiter gezegenidir.
Dostoyevski'nin Budala'sındaki Aglaya'ya değin metinlerarasılık bağlamda üzerine onlarca makale yazılmış zaten kitabı okurken acaba bu ne demek diye diye artık kendimi bir sözcük laboratuvarında buldum. Çok eğlendim çok. Bilmediğim kavramlara bakarken kendimi kitabın içine atılmış bir kahraman gibi hissettim İhsan Oktay Anar 'ın peşine takıldım.O düşlerken yazarken ben de yaşadım. Hatta bazı yerlerde kesin şuna gönderme yaptı selam gönderdi dedim cümleleri bitmeden. Uzun İhsan Efendi bana Oblomow' u da düşündürdü fakat o Oblomow gibi değil düşlerinin peşinde...Ama anladım ki içimiz hep bir düş ülkesi geçen sene kendime sorduğum bir soruyla bu kitapta karşılaşmak çok hoşuma gitti. Bir de düşlerinde yarattığı kahramanının babası sonuçta baba ya hani düşlerde olsa bile düşlerde olsa bile DÜŞLERDE elinden tutması bu zorlu hayat karşısında kulağına sihirli sözcükleri fısıldaması aslında o olmasa da hayalinde düşünde tasarlasa da ona uykudayken bile yardım etmesi çok etkileyici yazarın kendi yarattığı karakterin babası olduğuna gerçekten inanması çok ürpertici romanın son sayfalarında ruhuma kazınan bir sözü de zihnimin en derinlerinden getirdi o sözü de buraya bırakmak istedim.
"Bir düşün içinde bir düş mü
Bütün gördüğümüz ve göründüğümüz?"
Edgar Allan Poe