·552 syf.··Beğendi
···Okunma: 21 Mart 2026 11:22 Üçlemeyi resmi olarak tamamlamış durumdayım ve ellerim titriyor. Gerek heyecandan gerek adrenalin ve harika bir seriyi geride bırakmış olmaktan...
Sabah Yıldızı seriyi tam tadında ve hak ettiği bir şekilde sonlandıran bir kitaptı. Spoiler olmadan kitabı anlatmak maalesef mümkün değil. Seriye olan saygım ve bir kucak dolusu sevgimden dolayı spoi vermeyi de uygun bulmuyorum.
Altın Oğul'un sonunda ne kadar yerimde duramıyorsam, Sabah Yıldızı'na başlarken de öylesine sabırsız bir tutum içerisindeydim. Pierce beyefendi kitaplarının arasına olay boşlukları ve aylar koyan biri değil. Seriden anlaşılacağı üzere diğer kitabın bittiği yerden olayları başlatıyor ve okuyucusunu bir dolu olay sürüncemesinin arasında bırakmıyor.
O nedenle Pierce beye şapka çıkarıyoruz.
Sabah Yıldızı benim için çok duygusal bir kitaptı. Herkesi, her yönüyle görür gibi oldum ve rezil sahneler sonrası kendime dayanak olacak bir şeyler aradım. Kalbim kırıldı, sevinçle haykırdım, ağlıyor gibi oldum, sinirlendim, ağır küfürler ettim ve daha nice şey yaşadım evimde, zavallı koltuğumun üzerine tünemişken.
Pierce beyefendi tam dayaklık ve alnı öpülmelik biri. Kitap "İŞTE BU BE! İŞTE BU!" şeklinde gecenin bir yarılarında haykırmama neden olan sahnelerle dolu olduğu kadar "Ee... Tamam o zaman, biz kalkalım," ve "HASSS.....!" gibi çıkışlarıma da ev sahipliği yaptı. Hele ki sonlara doğru oldukça ağır küfürlerimi duyan komşularım hala beni nasıl şikayet etmedi anlamıyorum. Belki de benden öyle şeyler çıkacağını düşünmüyorlardı.
Karakterler benim arkadaşlarım, düşmanlar benim kanlılarım gibi oldu. Bazen kitabı kapatıp ihanetler karşısında "Bunu bana nasıl yapabilirsin, şeref yoksunu solucan?" diye mırıldanıyordum. Buraya kadar anlamadıysanız da şimdi anlamışsınızdır ki ben sesli bir okuyucuyum. Yani kaliteli okumalar bulduğumda...
Sevro, benim pis kokulu bıcırığım. Kavax, nazik baba devim. Ragnar, koruyucu meleğim. Darrow'un yanında en az onun kadar sevdiğim hatta belki ondan daha yakın gördüğüm birtanelerim. Sizler kadar harika oluşturulmuş karakterler nadir karşıma çıkıyor. O yüzden sizleri asla unutmayacağım.
Çakal, Antonia, Aja, Octavia ve daha nice oksijen fazlalığı y**şaklar... Sizleri de unutmayacağım. Sizlere edeceğim küfürler gecenin bir yarısında aklıma geldiği ve sırf o nefreti içimden atmak için uyanıp boşluğa sövdüğüm karakterlersiniz. Sizi de unutmayacağım.
Bu dehşet-ül vahşet bir seri ama ara vereceğim. Kalbim gerçekten hızlı atıyor ve kendimi saatlerce bu kitapların içine kilitliyorum. Daha sakin, daha normal kitaplarla bir süre geçirdikten sonra serinin ek kitapları olan Demir Altın ve Karanlık Çağ'ı okuyacağım.
Ama önce Pierce Brown'a teşekkür etmem lazım. Sen minnak, deli ve harika bir dahisin. Hogwarts mektubunu iyi ki getirmemişler. Onca büyü arasında bu kitabı yazmakla uğraşmazdın. Şimdi son kitabın olan Red God'ı tamamla ve Darrow'a güzel bir şekilde veda edelim.
Yani ben diğer kitapları bitirene kadar süren var Pierce. Marş marş!