Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği yorumum: Roman, Prag’da yaşayan başarılı bir cerrah olan Tomas’ın hayatına odaklanır. Tomas, özgürlüğüne düşkün bir adamdır ve aşkı bağlılıktan çok geçici ilişkiler olarak yaşar. Ancak bir gün Tereza ile tanışır. Tereza, duygusal, kırılgan ve derin bir bağ arayan bir kadındır. Bu karşılaşma Tomas’ın hayatında bir dönüm noktası olur. Ve roman boyunca aşk, sadakat, özgürlük, sorumluluk, kaçış ve bağlılık üzerine sorgulamalarla insanın iç dünyasına yolculuklar şeklinde devam eder. Edebiyat ve felsefeyi ustaca birleştirir. Kundera burada Ebedi Dönüş fikrinden yola çıkar. Eğer hayat sadece bir kez yaşanıyorsa, yaptıklarımızın bir ağırlığı var mı? Yoksa her şey geçici ve “hafif” mi? eser çok güzel ben beğendim sizlere de tavsiye ederim bazen de duygularımızla yüzleşmemizi sağlıyor.
İnsan hayatı, yaptığı seçimlerin ağırlığı ile özgürlüğünün hafifliği arasında gidip gelen bir denge arayışı içerisinde yer almaktadır.
Kitaptan alıntılarla bitirmek istiyorum
“ Güçlüler güçsüzleri incitmeyecek kadar güçsüz olunca güçsüzler çekip gidecek kadar güçlü olmak zorundaydılar.”
“İnsanın kaderi çoğu zaman bir rastlantının sonucudur.”
“Yaşam bir taslak değildir; bir prova hiç değildir. Her şey ilk ve son kez yaşanır.”