alışılmış aşk romanlarının kalıplarını yıkan, dili bir enstrüman gibi kullanan ve okuru adeta bir iç sesin labirentine davet eden nev-i şahsına münhasır bir metin. Kitabı eline aldığında bir hikayeden ziyade, bir "hal" ile karşılaşacağını bilmeni isterim. Yazar, aşkın o her şeyi yakıp yıkan görkeminden ziyade, belirsizliğini, kafa karışıklığını ve gündelik hayatın içindeki absürt kırılmalarını anlatıyor. Bu eseri okumak, puslu bir havada, tanıdık ama bir o kadar da yabancı bir sokakta tek başına yürümek gibi.