Öncelikle kitabı öneren Öteki Satır Bey'e bu kıymetli öneri için çok teşekkür ederek başlamak istiyorum.
Kitap, Mısır'da yaşayan Abdullah'ın öğrencilik zamanlarından başlayıp şehadetine kadarki hayat hikayesini bizlere anlatmıyor yaşatıyor resmen.
İdeal Müslüman profilini her zerresinde yaşayan ve sadece kendi imanı için değil çevresindeki herkes ve her şey için çabalayan Abdullah, yaşamış olduğu imtihanları, kayıpları ve kazançlarıyla her hâlin ve her durumun en uygun duruşunu sergileyen, adeta elhamdülillah ala külli hâl idrakinde biridir.
Şeriat istemi, Müslüman duruşu ve yol göstermesi ile hayatımızın muhakkak bir noktasına temas edecektir.
Aynı zamanda Minyeli Abdullah, yazarımız Hekimoğlu İsmail 'in kendi hayatından yola çıkarak yazdığı bir hikaye. Babıalide Sabah gazetesinde tefrika ederek yayınlar hikayesini ve kısa zamanda büyük bir ilgi görmeye başlar. Bu kurgu yüzünden hem yazar hem de kitabı yayınlayan Timaş Yayınları yargılanmıştır.
Yazarın "Minyeli Abdullah, hayatımın en mühim çalışmalarının başında gelenidir." diye methettiği ve "Derdim vardı. Ve derdimi herkese anlatmak istiyordum." diyerek kaleme aldığı bu eser aynı zamanda inanan her Müslüman'ın olmak istediği kişi ve toplumda görmek istediği lider olarak bizlere kazandırmış olduğu bu karakterle birlikte gerek günlük hayat, aile hayatı, iş etiği, gerekse hususi olan kulluk noktasında bizim için güzel bir yol gösterici olmuştur.
Ayrıca Risale-i Nur etkileri de bariz görülüyordu.
Kitapla ilgili sadece 2 sıkıntım oldu ki bunlar tamamen benim şahsi görüşümdür.
1. Çizilen mükemmel insan profili
Bence insanlar özellikle ahir zamanda her konuda bu kadar zorlanırken ve baskı hissederken örnek almak için alıp okuduğu bir eserde bu denli yüksek dozda mükemmel karakterlerle karşılaşınca ister istemez kendini geri plana atabilir.
Bu bir bahane olmamalı ama günümüzde insanlar iş saatleri uymuyor, tesettürlü değil, zararlı alışkanlıklar vb. sebeplerle kendisini Allah'ın affına ve ibadete layık görmezken bu denli kusursuz bir karakter onları daha da kötümser bir hâle getirebilir.
Abdullah'ın en azından nefsi birkaç yanlışı gösterilse ve bir tövbe süreci olsa fena olmazdı diye düşünüyorum.
2. Milliyetçi tutumun sağlıklı olmadığı iddiası
Kitapta bu sürekli üstünde durulan bir mesele değil ama benim için kıymetli. Biz Müslümanlar elbette ırkçılık yapamayız, ümmet bilincine sahip olmalıyız ve üstünlüğü her zaman takvada görmeliyiz ancak bence bir ülke, bir topluluk milli değerlerini, dilini, kültürünü göz ardı ederek ümmetçi bir tutum sergilerse minik minik çatlamalar yaşanır ve bunlar en sonunda büyük bir kırılmaya evrilir.
Bence insanlar kültürlerine sahip çıkıp İslamiyeti de neyin kültür neyin şeriat olduğunu bilerek yaşarsa daha sağlıklı bir ümmet daha sağlıklı bir insanlık oluşur. Ayrıca milli duygular insanlarda toprak bütünlüğünü, savaşçı profil, siyasi bir üstünlük gibi pozitif özellikler de katacağından vazgeçilmez bir unsurdur.
Tekrar etmek istiyorum, neyin İslam neyin kültür olduğunu bilirsek daha huzurlu oluruz.
Herkesin hayatında en az bir kez okuması gerektiğine inandığım bir eser oldu. İlerleyen zamanlar için yazarın diğer kitaplarına fırsat verebilen bir eser.
Minyeli AbdullahHekimoğlu İsmail · Timaş Yayınları · 20233,814 okunma