·353 syf.··Beğendi
···Okunma: 21 Mart 2026 15:43 Hayatımda hiçbir insanı bu kadar kıskanmamıştım, keşke cumhuriyetin ilk yıllarında aydın bir ailede doğan bir kız çocuğu olsaymışım. Mîna Hanımın yaşam tarzı,hayata bakış açısı ve siyasal görüşleri ülkemizin ne kadar geriye gittiğinin kanıtı adeta. Ailesinin bu kadar bilinçli ve kültürlü oluşu, çevresinin bu kadar aydınlarla dolu oluşu, istediği mesleği delicesine severek yapması... Bir kez geldiğimiz şu dünyada hayatını gerçekten dopdolu geçirmiş. Her yeni bir tanıdığı aydından bahsederken yok artık onu da mı tanıyorsun dedim. Günümüzde birbirini bu kadar tutan ve destekleyen Türk aydın grupları yok sanki. Topluma yön veren, onları bilinçlendirmek isteyen bir kesim yok ya da sesleri duyulmuyor.Son zamanlarda dünyanın bayağılaştığını ve bunu bir dinozor olarak reddettiğini söylüyor, 90lı yıllarda. Şimdiki çağımızda ise bu bayağılıktan, gösterişten ve yapmacık yaşamdan kaçmak imkansız. İstanbul'un eskiden nasıl olduğuna dair çok bir bilgim yoktu. Mîna Uygar'ın anıları eski İstanbul özlemi yaşattı bende, meğer eskiden ne kadar nezih, yaşanılabilir, harika bir yermiş. Genel olarak eski Türkiye özlemi yaşattı, o zamanlar da darbeler ve aydınlara karşı sert tutumlar olsa da hayat eskiden daha yavaş akıyormuş, daha yaşıyorsun hissiyatı veriyormuş gibi geldi. O şimdiki koşuşturma hissiyatı yokmuş sanki eskiden. Hiç yaşamadığım o geçmişe özlem duydum-bahsettiğim bu güzel yaşam maalesef eski Anadolu'yu değil İstanbul'u kapsıyor- ama bir yandan da bana ilham oldu, neden yeni kuşaklar olarak o eski günlere dönemeyelim ki, en azından bunun için savaşabiliriz. Aynı zamanda kuşaklar olarak siyasal anlamda daha aktif ve bilinçli olmamız gerekiyor gibi hissettim. Pek çok yeni kelime öğrenmek de güzel oldu. Çok çok çok keyifliydi okuması, çok ilham verici bir kitaptı!!!