Can Yayınlarının "Kısa Klasikler" serisini incelerken dikkatimi çekip aldığım kitabı okumak nasip oldu. Adı üstünde kısa. Epey kısa. Bir çırpıda okursunuz.
Yazarın edebi hayatının başlarında yazdığı uzun hikaye veya kısa roman olarak adlandırabileceğimiz romantik bir kitap.
İki farklı hikaye içeren kitabın ana teması romantik ve melankolik biraz da toplumsal eleştiri çerçevesinde gelişmiş.
İlk hikaye kitaba adını veren Lavina'yı anlatıyor...
Kitap başta da söylediğim gibi her ne kadar aşk ve romantizm dolu olsa da mutlu bir sona sahip değil...
Lavinia ve Lionel'in aşkları çok erken yaşta başlar ve tutkulu bir seyir izler. Ancak Lionel, Lavinia'nın kendisi için uygun eş profilinde olmadığını düşünür ve onu yüzüstü bırakıp gider.
Buraya kadar sorun yok, herkes kendi hayatına, kendi yoluna bakar. Taa ki... Lionel'in üst tabakadan, oldukça saygın bir statüye sahip, cemiyetinin en güzeli diye itham edilen bir kadınla nişanlanıp, evlenme arefesine gelmesine kadar her şey yolunda gider.
Bu sıralarda Lionel, Lavinia'dan bir mektup alır. Yıllardır birbirlerinden aldıkları ve sakladıkları mektupları birbirlerine geri iade etmek istediğini bildiren mektubu alınca,Lionel biraz afallasa da bu teklifi kabul eder. Mektupları iade etmek için Lavinia'nın kuzeniyle (Ki kuzeni aynı zamanda yakın bir arkadaşıdır) beraber yola çıkarlar...
Amaç oldukça hızlı şekilde mektupları takas edip geri dönmektir.
Lionel Lavinia'yı görünce farklı hislere kapılır. Kısa süreceğini düşündüğü buluşma uzar ve farklı duyguların ortaya çıkmasına sebep olur.
"Gerçekten onu bu denli güzel bulmayı beklemiyordum." cümlesinden de anlayacağımız üzere Lionel'de pişmanlık baş gösterir... Lavinia'nın onu affetmesi ve yeniden bir şans vermesi için oldukça ısrar eder ve etkileyici konuşmalar yapar. -Kitabın bu kısımlarındaki duygu yüklü diyologlar kitaba hoş bir ağırlık kattı ve hisleri daha iyi verdi.-
Geçmişte yaşanan acıların bugün insanı nasıl güçlendirdiğini Lavinia karakteri çok muazzam şekilde gösteriyor.
(Güçlü kadınların müptelasıyız yalan mı söyleyelim.)
Lavinia, duygularını açan Lionel'den zaman ister. Ona kesin bir geri dönüş vermez. İstediği zaman dolduğunda ona bir mektup yollayarak fikrini, hislerini ve kararlarını açıklar.
"Ben artık dokunulmazım. Bir gençlik hatası yüzünden sürekli kara çalınan bu kadın, iffetten çok daha sağlam bir duvarla kendini koruyor: Kuşku." bu alıntıdan da anlayacağınız üzere Lavinia, Lionele yeniden güvenmez ve sadakatini kabul etmez. Ona yazdığı mektupla reddini bildirir ve oralardan kaçıp uzaklaşark kendini kaybettirir. Lakin tüm bunları yaparken Lionel'e olan aşkı bakidir..
Evet anlatımdaki diyaloglar, toplumun kadına ve erkeğe bakışı, yanlışların toplumdaki insanlarca etiket olarak kullanılması, kadının ve erkeğin cinsiyetinden ötürü farklı yaptırımlar görmesi gibi bir çok husus kusursuza yakın şekilde okuyucuya verilmiş. Sıkılmadan okuyup bitirebileceğiniz. Lavinia'ya 'Helal be kızım!' diyeceğiniz hoş bir kısa roman...