7/10
·192 syf.··
2026 14. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 21 Mart 2026 15:24
#KitapYorum #BekleBeni #ZülfüLivaneli #CanYayınları #Roman Merhaba arkadaşlar, Bugün sizlere, Can Yayınları'ndan çıkan, Zülfü Livaneli'ye ait, "BEKLE BENİ" isimli romanı tanıtmaya çalışacağım. Zülfü Livaneli'nin kitapları hakkında çok bilgiye sahip değilim. Niyetlenip okumak istediğim eserleri elbette oldu. Ancak araya ya zaman girdi, ya da başka kitap seçimleri. Hep "ha bugün" "ha yarın" şeklinde erteledim. Hani derler ya her nasip vaktine esirdir diye. Demek ilk buluşmamız bu romana ayarlıymış. Zamanın efendisi öyle buyurmuş. Tabi bu süre zarfında sadece sanatçı kimliğini severek takip ettim. Yıllar evvel Ankara Hipodromda gençerle buluştuğu bir konserine gitmiştim. Ön saflardan şarkılarına eşlik etmiş çok beğenmiştim. Kişiliği, duruşu, iletişimi, fikirleri, sağ duyusu, sevgi dolu bakışları, vermek istediği mesajları büyük bilgelikle sunuşu taktire şayandı. O gün kalbinin mahzenindeki beyaz güvercinleri gökyüzüne salışı, özgürlüğe doğru kanat çırpan binlerce sesin eşlik ettiği türkülerin uçuş uçuş birbirine sarılışıydı sanki. Seçili gönül sayfalarını paylaşan bu nahif kalp, eminim ki her birimizin içinde barışın, huzurun, insanlık sanatının rüzgârlarını estirdi. "BEKLE BENİ" gönül çukurumdaki heybeden çıkanlarla yüzleşmemi sağladı. Sabrın incili kaftanına sahip olmaktı tek derdim belki de. Pek çok yerde beklemenin boyutlarında takılı kaldım, satırlar uzun bir yolculuğun, derin izlerinde çıkışı bulmaya çalışan kâşifin acemi takipsizliğiydi sanki. Hep başa saran bir işgence sarmalı hislerimi sarmaşık misali esir aldı. Bazı duygulara selam verdim, karanlık kuyularda ses oldum, esaretin bedeline giden yolda bir seyyahın yorgunluğunu yaşadım, yolda giderken ayağına batan dikenlerin acısında çokça ağladım, uzun kışlar, kısa baharlar geçirdim, hep bekledim, sürüklendim. Zülfü Livaneli’nin "Bekle Beni" adlı bu romanı, bireysel bir aşk hikâyesi. Türkiye’nin zorlu siyasi dönemleriyle harmanlanan derinlikli bir eser. Leyla ve Selimin karşılıklı mektuplarıyla oluşuyor. Livaneli'nin hayatından izler var ama özyaşam öyküsü değil. Fırtınalarda savrulan bir ailenin, Leyla, Selim ve kızları Zeynep'in hayatları konu ediliyor. Selim’in polisler tarafından götürülmesiyle başlayan zorunlu bir ayrılık süreci işleniyor. Aşk, direniş, dayanışma ve özgürlük tutkusu romanın ana omurgasını oluşturuyor ."Bekle Beni", sadece fiziksel bir bekleyişi değil, zor zamanlarda umudu diri tutmayı temsil ediyor. Leyla ve Selim gibilerin yaşadığı acıların, aslında bir ülkenin özgürlük yolunda çektiği sancıların bir parçası olduğu da vurgulamak istemiş. Aile bağları, dostluk, ve dayanışma da muazzam işleniyor. Hikâye, birbirine aşık olan Leyla ve Selim karakterleri etrafında şekilleniyor. Ancak bu aşk, sadece iki kişinin duygularından ibaret değil; dönemin siyasi baskıları, polis baskınları ve özgürlük mücadeleleri aşkın önüne set çekiyor. "68" olarak anılan bir kuşağın yaşamak zorunda kaldığı acı olaylar, zindanlar, zülüm, baskı, okuyan aydınlara yapılan haksız tutukluluklar, genç insanların hayatlarının karartılışı, devletin kahredici hışmına maruz kalışları, idamlar, işsiz kalanlar... Ne yazık ki Türkiye, sistemin iliklerine işlemiş aydın düşmanlığını asker ve sivil her dönem sürdürdü. Doğu Batı çelişkisinin yarattığı ön yargıları omuzlarında taşımak zorunda kalan bilgili kitle ülke yaşamından dışlandı. Çok ağır bedeller ödeyenler oldu. Yazarın söylemiyle; "Bu kitap, fırtınalar içinde yitip giden arkadaşlarımıza bir saygı duruşu olarak da algılanmalı." diyor. Son tahlilde romanın konusu, kurgusu çok iyi. Beklentilerimin Prensiyle yitik ülkenin prensesi oldum mu? Hayır. Her satırda farklı bir duygunun fuları boynumda, meltem rüzgarına doğru uçuştu mu? Pek değil. Yine de hayâl dükkânımdaki aparatlarla film tadında keyifli bir yolculuk yaşadım. Okumama vesile olan can dostum Mustafa Yıldırım 'a sonsuz teşekkürler. İnsanlar hep ikiye ayrılırlar: kadınlar erkekler, zenginler yoksullar, Kuzeyliler Güneyliler. Ama bu taş duvarların ardında tüm ayrımlar kaybolur: geriye tek bir çizgi kalır: içeridekiler ve dışarıdakiler. (s. 62) Fikir suçu diye bir şey varsa, ki bence olmamalı, seni ondan aldılar. Maalesef bizim memleketimiz böyledir. Kaç nesildir bu topraklarda düşünen, yazan, çizen insanlar hapishanelerde çürür. (s. 16)
Bekle BeniZülfü Livaneli · Can Yayınları · 202518,2bin okunma
·
101 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.