·664 syf.····Okunma: 21 Mart 2026 12:08 Muhtemelen yazacağım metin oldukça karışık olacak en baştan söyleyeyim kitabı beğendim ben. Sonuna kadar iyi gittim ama bu kadar güçlü bir başlangıç nasıl oldu da beni sarsmadı, bitirdiğimden beri bunu anlamaya çalışıyorum.
Yazarın kurgu konusunda yetenekli olduğunu inkar etmeyeceğim, evren -eğer ki varsa- inşası beni ilk sayfalardan kendine çekti zaten. Ama böyle bir kitap için Oxford’u seçmek hem gerçeklikten kopmaması açısından iyi olmuş hem de ne yazık ki çoğu olası hamle ve sahnenin değerini en baştan düşürmüştü. Karakterleri çeşitli ve farklı etnik köken/din kalıplarındaydı. Zaten ana konusu ırkçılık. Konuya ilgisi olanlar için güzel bir kitap olacaktır akademik sahneler biraz daha fazla olsaydı ve karakterlerin iç dünyalarına, geçmişlerine biraz daha önem verilseydi ikileme düşmeden 10/10 derdim.
Buradan sonrası spoiler içerecek
Letty, Letty, Letty… bir yanım seni her zaman haklı bulmaya devam edecek. Kitapta beni rhatasız eden tek detay yazarın abartılı beyaz nefretiydi. Bir tane bile düzgün iyi beyaz yoktu hepsi mi arkadan bıçaklar hepsi mi kötüdür hepsi mi ırkçıdır, evet hepsi öyleydi. Letty hakkında sürekli dayatılan "ingiliz gülü, asilzade" kavramlarına girmiyorum bile. Yaptıkları imalar kızdan o kadar uzaktı ki son hamlesine kadar. Yazarı daha araştırmadım ama büyük bir önyargı oluşturdu bile. Letty Ramiyi seviyordu ve Rami'nin onu sevmemesini anlıyorum. Ama aralarındaki bağı ve Letty'nin reddedildikten sonra ağlamasını "bir müslümanın, bir hintlinin, kahverengi tenlinin onu reddetmesinin gururuna ağır gelmesi" olarak okura aşılamak nasıl bir motivasyonla yapılabilir?
Lovell bir bölümde Babil'in parasının haksız kazanç olduğunu düşünüyorsunuz ama o parayla yaşıyorsunuz diyordu. Tam olarak bu. Irkçılık hakkında lafım yok haklılar ama sen eğer bir ülkede yaşıyorsan, sana bu yaşama hakkı verilmişse, eğitimin eksiksizse ve özellikle tam bir refah içinde yaşıyorsan durumunu üst yetkililere şikayet etmeden hemen konuyla alakalı ilk direniş(!) örgütüne girmeye de hakkın yok.
Neyse bu kısmı sıktı daha fazla laf etmeyeceğim yazar iyi yansıtamamıştı karakterlerini, Ramiz ve Letty iki karşıt uçtu diğerleri de bambaşka ortamlarda büyümüşler ve herhalde böyle büyük bir yapıya katılacak nefrete sahip olmalarını sağlayacak ırkçılığa maruz kalmışlardı, sonuç olarak onların eski yaşamları hakkında elimizdeki tek kaynak son 100 sayfada verilen ikişer sayfalık kısa anlatıydı. Yeteceğini düşünmesi ne hoş.
Robin’e iç sesiyle birlikte bağlanmıştım zaten. Kitap boyunca yaşadığı ikilemlere de hak verdim benzer duygularla yaklaştım yaşadıklarına. Griffin’e içten içe hem güven duyup dediklerini koşulsuz yapma isteği hem de kafasındaki soru işaretlerini gideremeyişini okumak güzeldi. Griffin demişken yazar böyle bir karakteri neden heba etti anlamış değilim. Sadece Griffin’in hayatını okuduğumuz bir başka kitap yazsa hiç düşünmeden gider alırım Evie ile alakalı bölüm arkadaşıyla yaşadığı sorun ve gidip kızı öldürmesi, Lovell ile alakalı geçmişi.. her anlamda gizem doluydu ve ölürken de arkasında tamamlanmamış cümleler bıraktı. Aralarında ilgimi cezbeden ve bunu hak eden tek karakterdi. Gerçek ırkçılığı o yaşamıştır mesela, gelsin anlatsın saatlerce dinlerim ama lütfen iki üç lafla alevlenen Robin gelip ırkçılığı anlatmasın bana. Kitap boyu çekimser kalan, Ramiz yanında sert alaylara maruz kalırken kaçıp duran Robin... sevdim sevmesine de gereksiz dramatize etti ortalığı.
Her karakter eksikti. Her karakter. Bu kadar laf etmiş olmamın nedeni de kötülemek değil zaten sekiz puan verdim neden yereyim. Benim kabullenemediğim şey böyle güzel bir konuyu ve ortamı yazarın heba etmiş olması. Karakterlerin iç seslerini okumak için kadının kapısına gitsem abartı kaçmaz kafamda onlarca soru var.
Hayal kırıklığı diyebileceğim tek şey Hermes'in Griffin'in anlattığı kadar köklü bir yapı olmaması. Belki bilerek bu şekilde yazılmıştır griffin fazla bağlandığı için büyük bir örgüt olarak görüyordur.. yine de heveslendiğim gibi değildi.
Daha fazla yazmayacağım kötülüyor gibi hissediyorum ve başta da dedim kitabı sevdim ktöülenmeyi hak etmiyor. Keşke yazar biraz daha karakter odaklı ilerleseymiş ve akademik kısımlar betimlemelerle zenginleştirilseymiş. Derslerini daha fazla okumak isterdim gece uyumadan önce okuduğumda rüyamda Babil'i görmek, gün içinde okumadığım zamanlarda Babil' i düşünmek... Konu potansiyelini düşündükçe daha çok üzülüyorum bir efsaneye dönüşebilirmiş.