Ana karakterimiz on altı yaşında, annesinin ve arkadaşlarının gizli toplantılarında neler döndüğünü bilmeyen ve öğrenip deneyimleyince, kendisi de bu alemlere dahil olan Ülfet. Hamamcı kelimesi ise mesleki değil, keyfine düşkün ve hamam sefası yapan anlamında kitapta. Fazla spoi vermek istemiyorum. Kurgunun geçtiği tarih tam belirtilmese de, harem kelimesi fazlaca geçtiğinden dönem az çok anlaşılıyor. Sadece kadınlardan oluşan bir topluluk ve çarpık ilişkilerin ve bu ilişkilerin sonuçlarının anlatıldığı bir kitap. Bence o dönem için oldukça cesurca. Anlatım tarzı ve dili ise çok akıcı, kurgu bir o kadat sürükleyici.
Kitap Tanımı
Ülfet meselenin vahametini anladı. Hemen bir çarşafa bürünerek Pakize ile beraber konaktan çıktı. Anası bu türlü gelişinden şüphelendi. Endişeli bir surette yüzüne baktı. Mesele anlaşılınca:
-Burada otur! Canları isterse... Diyerek endişesini, melalini, hicabını giderdi. Şimdi Pakize’ye:
-Kızım bana benziyor mu? Diye sorsa alacağı cevap:
-Tıpkı! Kelimesi idi.
Filhakika Ülfet tıpkı annesi gibi bu hayatı ölünceye kadar terk edemedi. O da en sonra bir iskerlet ihtiyarlığında da bir hamamcı hanım oldu kaldı
Kitaptan bazı alıntılar
Evet evlenmeli... fakat esir olmamalı...
Ayrılık! Her vakit can yakar, ağlatır. İnsan kendisinden bile ayrılsa mahzun olur, değil sevdiğinden!
Ayrılık! Her vakit can yakar, ağlatır. İnsan kendisinden bile ayrılsa mahzun olur, değil sevdiğinden!
Buse, bu alemin en makbul, en ziyade geçer bir akçesidir.
İzdivaç âlemi fena değil, lâkin kulakları paslandırıyor.
Mağlubiyet mi? Hayır... Bu mağlubiyet değildi. Saikını henüz anlayamadığı, o ana kadar hissetmediği bir sevilmenin hissiyat ve ihtirasa ait olduğunu fark etmeksizin, ruhunda uyandırdığı oyalayıcı bir şüphenin yabancı yabancı görünüp bir anda çekilmesiydi.
#ahmetrasim #hamamcıülfet #ikigüzel